Aile Planlaması nedir

Aile planlaması, ailelerin istedikleri sayıda, istedikleri zamanda ve sağlıklı aralıklarla, bakabilecekleri kadar çocuk sahibi olmaları demektir. Aile planlaması çocuk sayısını kısıtlamak demek değildir. Aile planlaması çalışmaların temel amacı ailenin sağlığını korumak ve onların mutlu yaşamalarını sağlamaktır. Aile planlaması çalışmaları ile,çiftlere gebe kalmak ve doğum yapmak için en uygun koşulların neler olduğu öğretilir. Gebelikler arasında belli bir süre bırakılarak anne ve çocuk sağlığının korumaktır. Bu hizmet, ailedeki kişi sayısını sınırlandırma anlamı taşımaz!

Çocuk yapmada aileler, tamamen serbest olup, kendi iradeleri ile istedikleri, bakabilecekleri, yetiştirebilecekleri sayıda çocuk sahibi olabilirler. Önemli olan ailelerin bilinçli olarak, sorumluluk taşıyarak karar vermeleridir. İstediği halde çocuk sahibi olamayan kısır çiftlere yardım edilir,yol gösterilir. Aile Planlaması, eşlere çocuk yapmak istedikleri veya istemediklerinde yol gösterir. Onlara çocuk sayısı ve doğumlar arasındaki süreyi belirlemelerinde yardımcı olur.

Başka bir deyişle Aile Planlaması evli çiftlerin ekonomik olanaklarına ve kişisel isteklerine göre çocuk sayısını tayin etmelerini ve doğumların ana-çocuk sağlığına uygun aralıklarla olmasını sağlayan koruyucu bir hizmettir.

Aile Planlaması, eşlere çocuk yapmak istedikleri veya istemediklerinde yol gösterir. Onlara çocuk sayısı ve doğumlar arasındaki süreyi belirlemelerinde yardımcı olur.

Bununla birlikte iki yıldan sık aralıklarla yapılan doğumlar ile annenin çok genç ya da yaşlı olması anne ve çocuk sağlığını olumsuz etkilemektedir. Her yıl dünyada yarım milyondan fazla kadın gebelik ve doğumla ilgili sorunlar yüzünden ölmekle geride bir milyondan fazla anasız çocuk bırakmaktadır. Aile Planlaması ile bu ölümlerin çoğu önlenebilirdi. Yine istenmeyen gebelikler de ana ölümüne neden olmaktadır.

Yine bu nedenle her yıl ülkemizde 500 binden fazla kadın kürtaj olmakta, daha da tehlikelisi kürtajla ilgili 50 binden fazla kadın yaşamını yitirmektedir. Etkin Aile Planlaması yöntemlerinin kullanılması ile ülkemizde yılda l500 annenin ve 60 bin bebeğin ölümü engellenebilir. Yine çok ve sık doğuma bağlı kadın hastalıkları, kansızlık; zor doğum ve bunlara bağlı olarak ana ölümleri artmaktadır.

Çocuk sağlığı da çok ve sık doğumdan etkilenmektedir. Şöyleki; Doğumlar arasında geçen süre 2 yıldan azsa, bir önceki çocuğun ölüm tehlikesi yaklaşık %50 oranında artmaktadır.

En az iki yıl ara ile doğan çocuklar daha sık aralıklarla doğan çocuklara göre fiziksel ve zihinsel açıdan daha iyi gelişmektedirler.

iki yaşın altındaki bir çocuğun sağlığını ve gelişimini tehdit eden en büyük tehlike, ailede yeni bir bebeğin dünyaya gelmesidir.

Bir anne bedeninin gebelik ve doğum etkilerinden tam olarak kurtulabilmesi için iki yıllık bir sürenin geçmesi gerekir.

Eğer bir anne doğumdan sonra iki yıl geçmeden tekrar gebe kalırsa, yeni bebeğin zamanından önce doğması ve anne karnında iyi beslenemediği için düşük kilolu doğma ihtimali artar. Çok ve sık doğum sonucu çocuklar sık hastalanmakta, kansızlık artmakta, sonuçta fiziksel ve zihinsel açıdan iyi gelişememektedirler.

Anne ise çok ve sık doğum sonucu yıpranmakta ve çocuklarına karşı ilgisi azalmakta, bunlara ek olarak ekonomik zorluklar da eklenince çocuğun yaşamına verilen değer azalmaktadır.

AİLE PLANLAMASININ AMACI

Çok ve sık gebelikleri önlemek,
Çok ve sık doğumların anne ve çocuk sağlığına olan olumsuz etkilerini gidermek,
İstenmeyen gebeliklerde tehlikeli yollarla yapılan düşükleri önlemek,
Çocuğu olmayan ailelerin çocuk sahibi olmaları için yol göstermek,
Ailelere gebelikten korunmanın modern ve tibbi yollarını öğreterek ana sağlığı ve çocuk sağlığı düzeyini yükseltmek -

ANNE SAÄžLIÄžINA FAYDALARI

Çok ve sık doğuma bağlı gebelikleri önler,
Çok ve sık doğuma bağlı kadın hastalıklarını önler,
Kansızlık ve kansızlığın neden olduğu hastalıkları önler,
Zor doğuma bağlı tehlikeleri önler,
Erken ve geç yaşta olan doğumları önler,
İstenmeyen gebelik ve düşükleri önler,
Anne sağlığı için zararlı, iki yıldan kısa aralıklarla olan doğumları önler,
Annenin ruh sağlığını korur,
Sonuçta; ANNE ÖLÜMLERİNİ AZALTIR, TOPLUMDA SAĞLIKLI VE MUTLU ANNE SAYISI ARTAR

Posted in Ailemiz on November 29th, 2007 by admin | | 0 Comments

Akraba Evlilikleri

Hazırlayan: Dr. Ersin Uskun
Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı

Akraba evliliği, eşler arasında kan bağı bulunması yani aynı atadan gelme durumudur. Kanbağı olan akrabalar, toplumun genelinde görülen ortak gen yüzdesinin dışında, ayrıca akraba oldukları için ve bunun derecesine göre daha da fazla ortak genleri vardır. Akraba evlilikleri genetik danışmanlık hizmetinin verilmesini gerektirir. Genetik danışmanlıkta ise önemsenmesi gereken üç önemli konu vardır:

1. Çiftler arasındaki akrabalığın doğru olarak saptanması ve soyağacının çıkarılması,

2. Ailede kalıtsal nedenli bir hastalık riskinin böyle bir evlilikte nasıl etkileneceği,

3. Zararlı bir genin, çiftin her ikisi tarafından çocuğa aktarılma riski ne kadar yüksektir ki buna bağlı çocuk hasta olsun.

Akraba evliliÄŸi genetik hastalıkların epidemiyolojisini etkileyen önemli durumlardan biridir ve dünya toplumunun %20’si belki de daha fazlası tarafından yeÄŸlenmektedir. DoÄŸan çocukların en azından %8.4′ü akraba evliliklerinden doÄŸmaktadır. Özellikle Batı Akdeniz ve Güney Hindistan’da çok yaygındır. Akraba evliliÄŸi yapan popülasyonda özürlü çocuk doÄŸma riski diÄŸer popülasyona göre iki kat artarak %8-9 olmaktadır.

Eski devirlerden beri toplum ve dini topluluklar akrabalar arası evlilikler için bazı yasaklar getirmişlerdir. Bu sınırlamalar kökenini olasılıkla biyolojik bilgi ve deneyimlerden değil, sosyal gereklilikten almıştır. Bir insan toplumunun insest tabuları olmaksızın kurulması olası değildir. Ayrıcalıklı durumlarda kardeşler arası evlilikler bile kabüllenilmiş ve hatta firavunlarda olduğu gibi desteklenmiştir. İslam aleminde kuzen evlilikleri kabul görürken, kardeşle, amca, teyze, dayı, hala gibi akrabalarla ve sütanne ile evlenmek yasaklanmıştır. Bütün Hıristiyan aleminde ise halen birinci derece kuzen evlilikleri kabul edilmemekte ve böyle evlilikler için katolik kilisesinden özel izin almak gerekmektedir. Kilisenin aynı zamanda vaftiz baba ile onun vaftiz çocuğunun da evliliklerini yasaklamış olması bu yasakların biyolojik temellerin dışında başka inanışlara bağlı olduğunu göstermektedir.

Birinci dereceden kuzen evlilikleri diye isimlendirebileceÄŸimiz kardeÅŸ çocuklarının evlilikleri, ülkemizde en sık rastlanan akraba evliliÄŸidir. Almanya’da kuzen evliliklerine çok ender rastlanmaktadır. Halkın eÄŸitim düzeyinin ve genetik hastalıklar konusundaki bilgisinin artması, bu tür evliliklerin oranının %0.3′ün altına düşmesine ve hatta büyük ÅŸehirlerde daha da azalmasına neden olmuÅŸtur. BaÅŸka kültürlerde ise yakın akraba evlilikleri ekonomik çıkarlar, çiftin ailelerinin birbirini daha yakın tanıyor olması, coÄŸrafi konum gibi nedenlerle desteklenebilmektedir.

Japonya’da yapılan çalışmalarda akraba evlilikleri oranı %6 dolayındadır; hatta adalarda izolasyon nedeniyle %29′a yükselebilmektedir. Arap ülkeleri, Güney Hindistan, Mısır ve Türkiye gibi ülkelerde ise bu oran daha da yüksektir. Buna karşılık Avrupa ve Amerika’da ise kuzen evliliklerinden doÄŸacak çocukların sakatlıklar, kalıtsal hastalıklar ve zeka özürlü olma durumlarından muzdarip olacakları görüşü yaygındır. Bu nedenle bu ülkelerde bu tip evliliÄŸi olan çiftler sıklıkla genetik danışmanlık istemektedirler.

Dr. Serim Timur’un “Türkiye’de Aile Yapısı” kitabından:

EÅŸ seçiminin, tamamen serbest olduÄŸu ve kiÅŸilerin kendi eÄŸilimlerine bırakıldığı toplumlarda, insanların çok azının akrabaları ile evlendikleri sonucu çıkarılmıştır. Türkiye’de evli çiftlerin yaklaşık olarak üçte birinin birbirleriyle akraba oldukları görülmüştür (%29.2). Akraba olan eÅŸlerin %80′i kardeÅŸ çocuklarıdır. Özellikle erkek kardeÅŸ çocuklarının birbiriyle evlendikleri görülmektedir.

Akraba olan eÅŸlerin oranı Ankara, İstanbul ve İzmir’de %17 iken, diÄŸer kentlerde %19′a, köylerde %36′ya çıkmaktadır. Kocası akraba olan kadınların %29′u amcalarının oÄŸlu, %49′u dayı, hala ya da teyze oÄŸlu olmak üzere kuzenleriyle evlenmiÅŸlerdir. İkinci kuÅŸak kuzenler arası yani kardeÅŸ torunlarının evlenme oranı %5′dir. Bunların dışında kalan akraba evliliklerinin, diÄŸer uzak akrabalar arasında yarı yarıya dağıldıkları görülmektedir. Akrabalar arası evliliÄŸi, geniÅŸ ve ataerkil aile biçimleri pekiÅŸtirmektedir. Akrabası ile evli olanların oranı, kuruluÅŸtan beri çekirdek aile olan ailelerde %20 iken, ataerkil geniÅŸ ailelerde %34′e çıkmaktadır. Köylerde bütün aile biçimlerinde akraba evliliÄŸi diÄŸer yerleÅŸim yerlerinden daha yüksektir. Bölgeler arası deÄŸerlendirmede en düşük oran %20 ile Batı Anadolu’da, en yüksek oran ise %37 ile DoÄŸu Anadolu’dadır. Ancak Batı Anadolu’da da ataerkil ailelerde çekirdek ailelere göre oranın yüksek olduÄŸu görülmektedir.

Akraba evliliğinde önemli olan sorun sağlıklı olan bireylerin genlerinde taşıdıkları hastalıkların çocuklarına aktarılmasıdır. Bu açıdan önemli olanlar ise otozomal resesif ve bazı multifaktöryel geçişli hastalıklardır.

İnsan geni, bilinen yüzlerce resesif hastalıktan birine yol açabilecek 6-8 aleli heterozigot olarak taşır. Birinci derece kuzenler arası evliliklerde genlerin 1/8′i paylaşıldığında genetik olarak belirlenen hastalık riski %3′dür. Söz konusu tehlike aralarında kan bağı bulunmayan ana-babalardan doÄŸan çocuklarda %2′dir. Birinci dereceden kuzenler arasındaki evliliklerde kendiliÄŸinden düşük, ölü doÄŸum, prematürite, beyin felci, multifaktöryel durumlarla (doÄŸuÅŸtan kalça çıkığı gibi) sık karşılaşıldığı ancak bu insidans artışının düşük olduÄŸu belirtilmektedir.

Hastalıklı genler açısından heterozigotluk oranının çok yüksek olduğu kapalı toplumlarda yapılan evlilikler sonucu hastalık ortaya çıkma riski daha yüksek olduğundan bu tür toplumlarda akraba evlilikleri ayrı bir önem kazanmaktadır. Örneğin; Musevilerde olduğu gibi, akraba popülasyonlarına ait olmaları nedeniyle de yakın akraba olabilirler. Bu nedenle çok sayıda ortak genleri olabilir. Genetik bir hastalık olan Tay-Sachs hastalığı için sağlıklı bir bireyin taşıyıcı bir kişiyle evlenme riski böyle kapalı toplumlarda 1/20 iken, normal populasyonda 1/400 gibi düşük bir orandadır.

Genetik geçişleri daha iyi anlamak için kısaca terimleri açıklayalım:

Genler yani temel kalıtım birimleri, DNA molekülleridir. DNA genetik kodu oluÅŸturur, binlerce gen kromozomlarca taşınır. Bu kromozomlar hücrelerin çekirdeklerinde bulunan çomak benzeri oluÅŸumlardır. İnsanlarda her hücre normal olarak 23 çift halinde 46 tane kromozom taşır. Bunların 22’si homolog kromozomdur. Cinsiyet kromozomu olan bir çifti ise bireyin cinsiyetini belirler.

Genler kromozomlar üzerinde lineer dizilmiş ve her bir genin kendine özel bir yeri vardır. Bu yerlerin sayısı ve düzenlenişi homolog kromozomlarda (cinsiyet kromozomları dışındakilerde) birbirinin aynıdır. Homolog yerlerde bulunan genler alel olarak adlandırılır. Her bireyde tüm genler için, herbiri bir kromozom çiftinin tek bir tanesinde yer alan 2 alel vardır. Özel bir gen konusunda bir çift birbirinin aynı alel taşıyan bir kimse homozigot; birbirinin aynı olmayan aleller taşıyan kimse heterozigottur. Eğer bir gen etkisini yalnızca tek bir kromozom üzerinde bulunduğu halde gösterebiliyorsa bu dominant gendir. Resesif bir gen ise etkisini yalnızca bir kromozom çiftinin iki üyesi üzerinde bulunduğunda gösterebilir.

Otozomal resesif hastalıklarda genetik geçişin özellikleri:

1. Bu tür kalıtımda cinsiyet ayrımı yoktur.

2. Sağlıklı ana-babadan doğan çocuk hasta ise hem anne hem de baba taşıyıcıdır (heterozigot).

3. Normal olan ana-babanın çocuklarının ¼’ünde hastalık görülmesi, ½’sinin taşıyıcı olması, ¼’ünün ise genotipik olarak da tamamen saÄŸlıklı olması beklenir.

4. Hasta kişi ile genotipik olarak da tamamen sağlıklı birey evlenecek olursa çocuklarının hepsi taşıyıcı olacaktır.

5. Hastalıklı bireyle, taşıyıcı kişi evlenecek olursa çocuklarının yarısı hasta, yarısı taşıyıcı olacaktır.

6. Taşıyıcılar, fenotipik olarak tamamen sağlıklıdırlar ama hasta genleri bir sonraki kuşaklara geçiren taşıyıcı görevini görürler. Hastalığın nedeni protein eksikliği gibi bir durumsa taşıyıcılar sağlıklı olmakla birlikte çoğu zaman bu protein onlarda da normalin altındadır.

7. Hastalıklı bir çocuÄŸun kardeÅŸlerinde hastalık çıkma riski %25′dir ve aile bu tehlikenin her gebelik için aynı olduÄŸunu iyice kavramalıdır. Yani ailenin bir tane hasta çocuÄŸu oldu diye bu risk azalmış deÄŸildir.

Burada şunu hemen eklemeliyiz ki; kan bağı olmadan da bu hastalıklar iki taşıyıcı

evlenirse ortaya çıkabilir. Ancak daha önce de belirtildiği gibi, aynı tip hastalıklı genle karşılaşma riski akrabalık olduğunda daha yüksek olacağından, özellikle ailesinde otozomal resesif geçişli hastalık bulunan bireylerin mutlaka genetik danışmanlık almaları ve yakın akrabası ile evlenmiş olmaları durumunda ortaya çıkacak tehlikeler hakkında bilgilenmeleri gerekmektedir.

Bu hastalıklardan en çok rastlananı kistik fibrozistir ve ortalama sıklık 2000 de 1′dir. Kistik fibroziste etkilenen en önemli organlar epitel yapılardır. Dokuların salgı, solunum ve emilim özellikleri bozulur. Buna baÄŸlı pulmoner komplikasyonlar, gastrointestinal sistem komplikasyonları ortaya çıkar. Kistik fibrozis vakfı hasta kayıt bölümü bilgilerine göre kistik fibrozisli hastaların yaÅŸam süresi ortalama 27 yıldır.

Fenilketonüri; özellikle beyni etkileyen bir hastalıktır. Türkiye’de fenilketonüri sıklığı 5000 de 1′dir. Fenilalanin’in tirozin hidroksilasyonundaki enzim defekti sonucu fenilalanin yıkılamaz ve hastalık oluÅŸur. Erken tanıyla fenilalaninsiz diyet ile normal zeka düzeyine eriÅŸilebilir. YenidoÄŸan döneminde fenilketonüri taraması, ülkemizde SaÄŸlık Bakanlığı’na baÄŸlı kuruluÅŸlarda rutin hizmetler arasında verilmektedir. DoÄŸumdan sonraki 5-10 gün içinde birkaç damla kan ile basit ve ucuz bir yöntemle (Guthrie testi) hastalık saptanabilir.

Talasemi major; özellikle Akdeniz Bölgesi’nde taşıyıcılığı yüksek bir kan hastalığıdır. Hemoglobindeki defekte baÄŸlı geliÅŸir. Etnik gruplarda talasemi trade oranı %3-5′dir. Anemi ağırdır, büyüme geri kalır ve kalp yetmezliÄŸi geliÅŸir. Tedavi ile 40 yaÅŸa kadar yaÅŸam uzatılabilir. Son yıllarda ülkemizde evlenmek üzere olan çiftlerde evlilik öncesi taşıyıcılık için taramalar yapılmaktadır.

Sonuç olarak; Ülkemizde yüksek oranda görülen (yaklaşık %25 oranında) akraba evlilikleri için, genetik danışma hizmetinin sağlık hizmetleri içinde, özellikle de birinci basamak sağlık hizmetleri içinde kurgulanması uygun bir yaklaşım olacaktır.

Posted in Ailemiz on August 28th, 2007 by admin | | 0 Comments

Kardeş Kıskançlığında anne babanın görevi

Ailedeki ilk çocukların yaşadığı kardeş kıskançlığında anne ve babanın yanlış davranışları pek çok olumsuz duruma neden oluyor.

Alman Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikoloğu Özge Türk, kardeş kıskançlığının nedenini anlattı:

“KardeÅŸ kıskançlıklarının temelinde anne ve babanın ilgi ve sevgisinin bölünmesi korkusu yatmaktadır.Yeni doÄŸan kardeÅŸ, büyük çocuk için adeta bir kumadır.

Yani, anne ve babanın ilgi ve sevgisini artık yeni doğanla paylaşmak zorundadır. Ancak bu durum o kadar da kolay değildir. O ana kadar anne ve babanın ilgi odağı olan kişi kendi olmuştur.

Çocuk, yeni doğan kardeşine karşı ikilemli duygular hisseder, sevgi ve nefret arasında gidip gelir. Aslında onu sevmesi ya da sevmek zorunda olması çevre ve anne, baba tarafından çocuğa benimsettirilmiş gibidir. Küçük kardeşini sevmediğini söylerse, anne, baba ve çevre tarafından ayıplanacak, eğer sevdiğini söylerse en büyük alkışı o alacaktır.

O zaman alkışı almak, yani küçük kardeşi sevmek ve benimsemek için kendini zorlar. Anne ve babasına da bu durumu ispatlamaya çalışır. Taşıyamayacak olsa da kardeşini kucaklayıp taşımak için ısrar eder, ağlayınca ilk önce o koşar. Elbette ki anne ve babası onun bu davranışlarını beğenecek ve onurlandıracaktır, başka türlü olamaz.

Sevgisi o kadar taÅŸmaktadır ki küçük çocuÄŸu eline alır, sıkıştırır ve küçük çocuk aÄŸlamaya baÅŸlar. Anne ve baba onu bu davranışı nedeniyle azarlar. İşte yine günah keçisi olmuÅŸtur. Oysa ki sadece küçük kardeÅŸini ne kadar sevdiÄŸini onlara ispatlamak istemiÅŸtir ama nafile. Onu anlayan yoktur…

Artık anne ve babasına yaranamamaktadır ve adeta bu dünya kardeÅŸi ve kendi için dar gelmeye baÅŸlamıştır. İşte o zaman kıskançlık duyguları kabarmaya baÅŸlar. Artık ateÅŸkes bozulmuÅŸtur ve savaÅŸ ilan edilmiÅŸtir.”

Çocuklar karşılaştırılmamalı

Psikolog Özge Türk, bu tip durumlarda anne ve babanın her iki kardeşe olan yaklaşımlarında çok dikkatli olmaları gerektiğini açıkladı:

“Öncelikle her iki kardeÅŸ arasında mukayese yapmamak gerekmektedir. Her çocuk farklı özelliklerde, farklı yeteneklerde, farklı bireylerdir. O zaman aralarında mukayese, ancak birbirleri arasında rekabete neden olur, baÅŸka bir iÅŸe yaramaz.

Anne ve baba her iki çocuğa da sevgilerini göstermelidirler. Bazen ebeveynler çocukları aralarında paylaşırlar. Örneğin, anne yeni doğanla, baba büyük çocukla ilgilenir. Bu tutum da doğru değildir.

Çünkü diÄŸer çocuk artık anne ve babasının onu sevmediÄŸini ve ilgilenmediÄŸini düşünebilir. Sevgi, ortak ve paylaşılabilen bir duygudur ve her iki ebeveyn de her iki çocukla ilgilenebilmedir.”

Kardeş hakkında bilgi verilmeli

Yeni doğan dünyaya gelen bebekle ilgili büyük çocuğu bilgi verilmesi gerektiğine de değinen Psikolog Özge Türk, büyük çocuğun doğacak olan kardeşe hazırlanması gerektiğine değindi.

Psikolog Özge Türk, kardeş dünyaya geldikten sonra ise büyük çocuğa ufak sorumluluklar verilmesi gerektiğini açıkladı:

“Onun deÄŸerli ve iÅŸe yarar hissetmesini ve aÄŸabey, abla olduÄŸunun bilincine varmasını saÄŸlayacaktır. Bazı anne ve babalar, çocuk yardım etmek istediÄŸinde beceremeyeceÄŸini düşünerek çocuÄŸu engeller ya da gereksiz yere azarlarlar.

Bu gibi tutumlar, çocuÄŸun benlik saygısını zedeleyecek ve yalnızlığa sürükleyecektir. ÇocuÄŸu yeni doÄŸan karşısında onurlandırmak gerekmektedir.”

Önemli olan takım ruhu yaratmak

Psikolog Özge Türk, her iki çocuğu alarak birlikte oyunlar oynamanın, hep birlikte bir yere gitmenin birlik ve beraber olma duygusunu pekiştirdiğini ve kardeşlerin takım ruhu hissetmelerini sağladığını açıkladı:

“Bu ÅŸekilde rekabet azalacaktır. Küçük kardeÅŸ büyüdüğünde, yürümeye baÅŸlayıp, konuÅŸtuÄŸunda daha büyük kavgalar çıkabilecektir. Bu kavgalarda anne ya da babanın hakem konumunda olması kavgayı kızıştırabilir. Çocuklar kavga etmeye baÅŸladıklarında kozlarını kendi aralarında paylaÅŸabilmeleri için bırakmak gerekmektedir.

SakinleÅŸtiklerinde her ikisi de dinlenip, problem yorumsuz olarak tanımlanabilir, bu ÅŸekilde taraf tutulmadığı gösterilmiÅŸ ve çözüm için açık kapı bırakılmış olur. Birbirlerini ÅŸikayet ettiklerinde net olarak “Åžikayet etmek yok!” denilebilir.

Ancak asla bir çocuktan yana olunmamalıdır. Çocukların ayrı ayrı bireysel özellikleri tanınmalı, kendilerini en iyi şekilde ifade edebilecekleri ve zevk alacakları aktivitelere yönlendirilmelidir.

Daha sonra bunları birbirlerine anlatmaktan keyif alacaklardır. Kıskançlık doÄŸal bir duygudur. Anne ve babanın kardeÅŸler arasındaki bu duyguyu reddetmek yerine kabullenip, onları anlamaya çalışması çocukları rahatlatır ve güvenli bir ortamda hissetmelerini saÄŸlar.”

Posted in Ailemiz on July 10th, 2007 by admin | | 0 Comments

Next Page »
Latest entries
Search

Categories

  • Ailemiz (10)
  • Allerjiler (347)
  • Annelik (145)
  • Ağız ve DiÅŸ (91)
  • Çocukların SaÄŸlığı (524)
  • Üroloji SaÄŸlık (35)
  • Bütün Hastalıklar (685)
  • bebeklerin saÄŸlığı (218)
  • Cilt Problemleri (81)
  • Cinsellik ve SaÄŸlık (435)
  • Dahiliye Kısmı (114)
  • Erkekler (135)
  • Estetik Tedavisi (57)
  • Farklı Yöntemler (424)
  • Fizik Tedavileri (54)
  • Göz ve SaÄŸlık (205)
  • Göğüs Hastalıkları (29)
  • Güzellik Bölümü (758)
  • Hamilelik ve Gebelik (413)
  • ilk yardım bölümü (64)
  • Kadınlar (417)
  • Kalbimiz SaÄŸlık (177)
  • Kanser Bölümü (188)
  • Kulak Burun BoÄŸaz (100)
  • Medikal Bilgileri (818)
  • Medikal Duyuru (20)
  • Medikal Haber (39)
  • Medikal Sözlük (27)
  • Nöroloji Bilgisi (95)
  • Ortopedi Bilgisi (61)
  • Psikiyatri Bölümü (184)
  • Sancı (24)
  • SaÄŸlıklı Saçlar (65)
  • Spor Bölümü (99)
  • Zayıflama (488)
  • Zührevi Hastalıklar Bölümü (26)
  • Åžeker Hastalığı (184)

  • Archives

  • December 2007
  • November 2007
  • August 2007
  • July 2007
  • June 2007
  • May 2007
  • April 2007
  • March 2007
  • February 2007
  • January 2007

  • Dost Siteler 2

  • Subscribe to RSS feed
    Page 1 of 41234»
    saglik
    eXTReMe Tracker
    Sağlıksal Sağlıkpenceresi diyet astroloji FizikTedavi intaniye RomatizmA doktor KanseR estetik Yemek Tarifi site ekle