Menopoz Nedir?
Kadınlarımızın hayatındakı önemli dönemeçlerden biridir menopoz.
Adetlerin kesilmesi ve doğurganlığın bitmesi anlatılır bu kelime ile. Gerçek kelime anlamı -son adet kanamasıdır. Ortalama 40 yaşlarında, kadınlarda yumurtalıklar, beyinden gelen uyarılara daha az cevap vermeye başlarlar.
Bu donem klimakterium dönemi olarak bilinir. Bu dönemdeki kadınlarda adetler arasındaki zaman uzamaya başlar, kanama miktarı azalır, gece terlemeleri ve sıcak basmalar başlar. Menopoz da Dediğimiz adetten kesilmede işte bu dönemde ortaya çıkar.
Menopoza girme yaşı, ortalama 51 yaş civarıdır.
Yüz yılımız başlarında 50 yaşı dahi bulmayan ortalama kadın ömrünün, günümüzde 75 yaş civarında olması menopoz sonrası geçecek olan dönemin önemini arttırmaktadır.
Menopoz Hakkında Neler Bilmeliyiz?
Kadın hayatının ortalama olarak üçte biri menopoz döneminde geçer. Menopoza girme yaşı tüm dünyada ve antik çaÄŸlardan beri fazla deÄŸiÅŸme göstermemiÅŸtir ve ortalama 45-55 civarındadır. 40 yaÅŸtan önce menopoza girmek, “erken menopoz ” olarak tanımlanmaktadır. Menopoz genellikle hayatın doÄŸal bir aÅŸaması olarak kabul edilmektedir. Gerçekten de menopoz, kadın hayatının yumurtlama fonksiyonlarının sonlandıktan sonraki doÄŸal bir aÅŸamasıdır. Ancak menopozda oluÅŸan bazı deÄŸiÅŸiklikler kadının hayatını derinden ve öylesine olumsuz etkiler ki bu durum pek çok hastalıkların ortaya çıkmasına ve kadının yaÅŸam kalitesinin azalmasına neden olur. Bu gün menopoz olumsuz etkileri önlenmeye ve tedavi edilmeye çalışılan bir hastalık gibi kabul edilmektedir. Menopozun kadın hayatının doÄŸal bir parçası olması nedeniyle hiç bir ÅŸey yapmadan izlenmesi artık eskilerde kalmıştır. Özellikle kadın yumurtalık hormonlarının laboratuar koÅŸullarında üretilip kullanılmaya baÅŸlanmasıyla bu kavram daha da ön plana çıkmıştır. Menopozda azalan yumurtalık hormonlarının yerine konmasıyla menopoza ait tüm olumsuz deÄŸiÅŸiklikler ve hastalıklar kolaylıkla önlenebilmekte veya en aza indirgenebilmektedir.
Menopozda Ne Gibi Bulgular Görülür?
Menopozdaki temel değişiklik kadınlık hormonu olan östrojenin yumurtlamanın durması sonucu azalmasıdır.
Böylece kadında,
Ateş basması, terleme, çarpıntı
Depresyon (ruhsal çöküntü) , halsizlik
Bazen cinsel ilişkiye karşı istekte (libido) azalma
Kemik erimesi (osteoporoz)
Damar sertliÄŸi (ateroskleroz) geliÅŸme eÄŸilimi
Cinsel organlarda çekilme (atrofi), kuruluk, ağrılı ilişki
İdrar kaçırmaya kadar varan idrar yollarında atrofi ortaya çıkmaktadır.
Ruhsal yönden ise de:
Ruhsal Gerginlik
Kolay Sinirlenmek
Uykusuzluk
Unutkanlık
Gerginlik
İçe Kapanma, Depresyon Hali
Cinsel İsteksizlik
Her 3 kadından biri hiç etkilenmez iken diğerlerinde de farklı şiddetlerde sıkıntılar kendisini gösterir. Sosyal hayat, iş yaşamı ve aile yaşantısı da bu durumdan olumsuz olarak etkilenebilmektedir. Östrojen eksikliği sonucu, vajina (kadın cinsel organı) nemliliğini yitirir, cinsel ilişki ağrılı olmaya başlar. Kadında cinsel isteksizlik görülebilir.
Menopoz Ne Kadar Sürer?
Menopoz belirtilerinin ne kadar süreceği, kişiden kişiye değişir. Bazı kişilerde kısa sürerken, bazı kişilerde de 10 yıl kadar sürebilmektedir. Ortalaması 3 - 5 yıl denebilir. Menopoza girmiş bir kadında, kemik yıkımı artar ve kemik kütlesinde azalma olur. Bu olayı osteoporoz bölümümüzde inceleyebilirsiniz. Bunların dışında da sık sık alt üriner sistem enfeksiyonları da görülür. Menopoz sonrasında kadınların en önemli sorunlarının başında kalp ve damar hastalıkları gelmektedir. Östrojenin azalması ile bu oran hızla artar. Östrojen kandaki kollesterol seviyesini de düşük tutarak normalde kadınları bu hastalık grubundan korursa da, menopoz döneminde bunu yapamaz. Çünkü yeterli miktarda bulunmaz. Bu tehlike gereğinde dışardan östrojen verilerek azaltılabilir. Eksilen hormonların, dışardan yerine konması tedavisine, tıpta, Hormon Replasman Tedavisi veya kısaca HRT denmektedir. HRT herkese uygulanamaz. Çok dikkat ve uzmanlık gerektiren bir tedavidir, vücut dengelerimizi birden bire değiştirebilir, bu neden ile mutlaka Kadın Doğum uzmanlarınca ciddi bir incelemeden sonra uygulanmalıdır. Yeterli bilgiye sahip olmak ve hekiminizin de yardımı ile menopoz sizler için bir sorun olmayacaktır.
Menopoz Birdenbire Mi BaÅŸlar?
Kadınlar bir sabah uyandıklarında kendilerini menopoza girmiş olarak bulmazlar. Menopoz 20 yıl süren değişikliklerin tam ortasındaki dönemdir. 40 yaşından sonra kadınlarda önce yumurtlamanın azalmasına bağlı olarak düzensiz adet kanamaları, aralıklı ateş basma ve terlemeler, psikolojik değişiklikler ortaya çıkmaya başlar. Daha sonra yakınmalar giderek artar ve adet tamamen kesilir. Bu dönemde 1 yıl adet kanamalarının olmaması menopoz tanısı için yeterlidir. 6 aydan daha fazla adet gecikmeleri araştırılıp kandaki östrojen ve yumurtlamayı uyaran hormon (FSH) seviyeleri ölçülerek kesin tanı konulur. Ancak adet düzensizlikleri veya düzensiz kanamalar menopoza giriyorum düşüncesiyle normal karşılanmamalı; hasta doktoruna başvurarak bu değişikliklerin gebelik ve kadın cinsel organlarının kanserlerinde de görülebileceğini göz önünde tutularak bu hastalıkları dikkatle araştırılmalıdır.
Menopozda Kalp Ve Damar Sağlığı Etkilenir Mi?
Menopozda östrojen hormonunun azalması ile kadınlarda bu hormonun kalp damar hastalıklarından koruyucu etkisi ortadan kalktığından damar sertliği ve kalp krizi riski % 60 artar. Yapılan çalışmalar sonucunda dışarıdan verilen östrojen hormonunun riski %25-50 oranında azalttığı bulunmuştur. Östrojen hormonu kandaki zararlı yağları azaltırken yararlı yağları artırmaktadır. Östrojen direk olarak damarlar üzerinde de gevşetici, olumlu bir etkiye sahiptir. Kandaki pıhtılaşma faktörleri ve fibrinojenin de östrojen kullananlarda daha az olduğu bulunmuş ve kalp krizinden koruyucu etkinin damar yatağı içinde pıhtı oluşumu riskinin azalmasına da bağlı olduğu bildirilmiştir.
Menopozda İdrar Yolları Etkilenir Mi?
Östrojen hormonunun eksikliÄŸi kadınlık organlarına komÅŸuluÄŸu ve fizyolojik beraberliÄŸi nedeniyle idrar yolları ve mesane fonksiyonlarını da etkiler. Vajen ve idrar deliÄŸi (üretra) destek dokuları zayıflar, mesane fonksiyonları bozularak idrar kaçırma varsa artabilir veya ortaya çıkabilir. Bu dönemde mesane fıtıklaÅŸması, atrofiye baÄŸlı rahim (uterus) ve vajina sarkmaları da idrar kaçırmanın bir nedeni olabilir. Ancak menopozda görülen idrar kaçırmanın en sık nedeni mesanenin zamansız kasılmasına baÄŸlı olan aşırı aktivitedir (detrusor instability). Bu hastalar genellikle sıkıştıklarında yetiÅŸemeyip tuvalet kapısında idrarlarını kaçırırlar. Menopoz öncesi dönemde kadınların %10′unda görülen bu durum menopozdan sonra %20-30′unda rastlanır. Vajinal veya ağızdan uygulanan östrojen hormonu yakınmaları azaltır veya düzeltir.
Menopozda Kadın Psikolojisi Nasıl Etkilenir?
Özellikle ilk yıllarda kadınlarda adetten kesilme, ateş basması ,terleme ,çocuk doğurma yeteneğini kaybetme gibi bozukluklar eksik kadınlık, izolasyon, depresyon, içe kapanma, uykusuzluk, aşırı sinirlilik ve saldırganlığa neden olabilir. Bu durumda bir psikiyatrisin öneri ve tedavisine gerek vardır. Alışmaya çalışmak sorunu derinleştirebilir.
Menopozda Cinsel Sorunlar Yaşanır Mı?
Cinsel istek menopozdan etkilenmez. Cinsellik kadında öğrenilebilen bir davranıştır. Genel olarak gebelik korkusunun ortadan kalkması, profesyonel hayattan (kariyer, para kazanma vb) kaynaklanan kaygıların azalması, çocuklarının büyümüş olmasıyla azalan fiziksel bağımlılık, yılların oluÅŸturduÄŸu deneyimler, eÅŸlerin birbirini daha iyi tanımaları sonucu kadının menopozdaki cinsel hayatının daha da renklenmesi son derece doÄŸaldır. Menopoza girerken ortaya çıkabilecek depresyon ataklarında ve uyum döneminde cinsel istekte (libido) bir miktar azalma olacağını bilerek paniÄŸe kapılmadan uygun danışma ve tedavilere baÅŸvurmak en akılcı yoldur. Aksi takdirde eksik kadınlık, deÄŸersizlik, hastalıklı olma duygularıyla cinsel istek azalmaları uzun sürebilir veya kalıcı olabilir. Cinsel istekte azalma menopozda vajen giriÅŸi ve vajinada çekilme (atrofi) ve kuruluk nedeniyle aÄŸrılı iliÅŸki ve buna baÄŸlı bir isteksizlik ortaya çıkabilir. Bu tür durumlarda lokal hormon veya kayganlaÅŸtırıcı jel uygulamalarıyla sorun çözülür. Unutmayınız “Hayat kırkında baÅŸlar”.
Menopozda Aile İçi Sıkıntılar Ve Destek
Menopoz kadının tek başına üstesinden gelmesi zor bir problemdir. Eş ve çocuklar bu dönemde kadına yardımcı ve anlayışlı olmalıdır. Bir kadın menopozu en kolay yakınlarının destek ve telkinleriyle karşılar. Bu destek ve telkinler psikolojik, bilgilendirme veya tedaviye devamı sağlamak şeklinde olabilir.
MENOPOZ HAKKINDA EN SIK SORULAN SORULAR VE CEVAPLARI
“ATEÅž BASMASI”
“AteÅŸ basması ÅŸikâyetiyle doktora baÅŸ vurmam hayli güç oldu. ArkadaÅŸlarım beni neredeyse doktora gitmekten vaz geçirecekti Her kadın bu ÅŸikâyetlere katlanmalı diyorlardı”
Ateş basması şikâyetiyle doktora baş vurmak çok isabetli bir davranıştır. Ateş basmaları, vücudumuzun hormon (iç salgı) dengesinin değiştiğinin bir işaretidir. Doktorunuz bu durumu tanıyıp size gerekli tedaviyi uygulayacaktır.
Bu durumda, en uygun tedavi, eksileni yerine koyma şeklinde olacak, diğer bir deyimle, size vücudunuzun artık ; yapamamakta olduğu kadınlık hormonlarından östrojen verilecektir. Ates basmalarına katlanmanızı öğütleyenler, eskiye ait bir düşünceyi önermektedir. Aynı öğüdü annelerinden ve büyükannelerinden dinlemişlerdir. Oysa, doktorunuzun tavsiye edeceği östrojen tedavisiyle ateş basmalarından kurtulmak artık sizin elinizdedir.
“KAÅžlNTILAR BENİ DELİ EDlYOR”
“Her zaman vücut temizliÄŸine özen gösterir ve özellikle Adet zamanlarında dikkatli olurdum. Adetlerim iki yıldır kesildi. O zamanlar ,ateÅŸ basmalarından yakınmadım, fakat bir yerde okuduÄŸuma göre, kaşıntı ve akıntım menopoza baÄŸlı olabilirmiÅŸ. Acaba bu doÄŸru mudur?
Sizi böylesine rahatsız eden probleminiz, menopoza baÄŸlı olabilir. “Yas dönümü” esnasında, vücudunuzun kadınlık hormonları yapımı giderek azalır. Bu hormonların en önemlileri olan östrojenler, aynı zamanda haznenizin (vagina’nızın) iç yüzünü döşeyen ince derinin nemliliÄŸini ve kalınlığını saÄŸlayarak, bu bölgenin mikroplardan korunmasını da temin ederler. Oysa, “yaÅŸ dönümü”nde bu hormonlar artık yapılmamakta ve sizin kaşıntı ve akıntı ÅŸikâyetleriniz ortaya çıkmaktadır. Doktorunuzun uygulayacağı tedaviyle bu yakınmalarınız kaybolacaktır.
“HER SEY CANIMI SIKIYOR. MORALIM DEVAMLI BOZUK”
Çocuklarım evdeyken, bazı olaylara daha rahat tahammül etmekteydim. Bu günlerde, en ufak ÅŸey sinirimi bozuyor. Ayrıca, iyi uyku uyuyamamaktayım. Bütün bu durumlar, “yaÅŸdönümü”ne baÄŸlı olabilir mi?”
Åžimdi artık çocuklarınız büyümüş ve bir anlamda sizden kopmuÅŸ olduklarından, zaman ve enerjinizi baÅŸka biçimlerde harcayabiliyorsunuz ve böylece ufak ÅŸeylere dikkat verebilip gereksiz yoruluyor; bunun yanısıra uyuyamıyorsunuz. Åžayet önceden edindiÄŸiniz meraklarınız, hobileriniz -örneÄŸin, bir müzik aleti çalmak, resim ‘ yapmak, v.b.- varsa, bu durumunuzu biraz hafifletebilir, fakat yine de tam çözüm saÄŸlayamaz.
Gerçekten, endiÅŸe hali ve sinirlilik, “yaÅŸ dönümünün sık rastlanan belirtilerindendir ve bunlara katlanmak gereksizdir.
Doktorunuz,sizi, eksileni yerine koyma tedavisiyle, rahat ettirecektir.
“BAZEN KOCAM BENİ İSTEMİYORMUÅž GİBİ DAVRANIYOR”~
Benim artık görünüşüme aldırmadığımı, evime eskisi gibi bakmadığımı söylüyor.”
Kocanızın dediğinde doğruluk payı olduğunu kabul etmelisiniz. Fakat, o da, sizin bu içinde bulunduğunuz asabi durumun halen var olan fiziksel durumunuza bağlı olduğunu ve en kısa zamanda doktorunuzca tedavi edilebileceğini anlamalı. Kocaların çoğu, kendilerine karılarının bu özel durumu izah edildiğinde, anlayış göstermekte ve durum tedaviyle düzelene kadar, eşlerini desteklemektedir.
“HAYATIMDA BU KADAR SIKILMAMISTIM”
“Öteden beri gezmekten hoÅŸlanırdım, fakat simdi evden dışarı çıkmaya cesaret edemiyorum. Bunun saçma olduÄŸunu anlıyorum, ama elimde deÄŸil, aynen gebeliÄŸimde olduÄŸu gibi, sık sık idrara çıkmak ihtiyacını hissediyorum ve hatta bazen de idrarımı kaçırıyorum.”
Mesane kontrolünün kaybı menopozda rastlanan bir durumdur. Doktorunuz bunu defalarca tedavi etmiştir; şikayetinizi çekinmeden kendisine anlatmalısınız.
“BU DÖNEMDE DOÄžUM KONTROLU UYGULAMAK GEREKLİ MİDİR ARTIK?
“Yaklaşık sekiz aydır adetlerim düzenini yitirdi ve son üç aydan beri de tamamen kesildi. Åžimdi, artık doÄŸum kontrolü uygulamasam olmaz mı?”
Hayır. Doktorlar ,son adetin üstünden bir yıl geçmeden, doğum kontrolü uygulamasını bırakmamanızı öğütler.
“TEDAVİ, DOÄžUM KONTROLU HAPI GİBİ BİR İLAÇLA MI OLMAKTADIR?”
“Bazı doktorların, menopozdaki kadınlara östrojen hapları verdiÄŸini duydum. Bu yöntem, doÄŸum kontrolü hapı yutmaya benzer mi?”
Her iki ilaç da hormon ilacı olduğu halde, tabletlerdeki hormonların tip ve miktarları ve ayrıca tedavinin amaçları değişiktir. Doğum kontrol haplarındaki hormonlar, kadının gebe kalmasını önler.
Menopozda kullanılan östrojen tedavisiyse , kadın vücudunun giderek az östrojen yapabildiği bir dönemde, ona eksilen östrojeni dışardan vermek demektir.
“ÖSTROJEN TEDAVİSİ CİLDİME İYİ GELİR Mİ?”
“Doktorum, ateÅŸ basmalarının tedavisi için bana östrojen hapları verdi. Bir kadın mecmuasında da, östrojenlerin cildi güzelleÅŸtirdiÄŸini okudum. Bu doÄŸru mudur?”
Kadının kendi vücudunun yaptığı östrojenlerin, onun cildini yumuÅŸak ve esnek yaptığı, bilimsel bir gerçektir. “YaÅŸ dönümü” devresinde, kadın vücudu giderek azalan miktarda östrojen yaparken, bazı kadınlar ciltlerinin de giderek kuruyup esnekliÄŸini yitirdiÄŸine dikkat eder.
Böylece, östrojen tedavisi, cildinize iyi gelebilir. Mamafih, burada, tedavinin esas amacı bu değildir.
“KOCAM ANLAMIYOR”
“Ortak yaÅŸamımızda, kocam daima anlayışlı ve olgun davranırdı. Son zamanlardaysa, cinsel birleÅŸmede canım çok yandığından, sonunda münakaÅŸa ediyor ve hatta, bazen, bir kaç gün dargın duruyoruz. Bunun yaşıma baÄŸlı olduÄŸunu ve beni artık böyle kabul etmesini anlatmaya gayret ediyorum”
Hem haklı, hem haksız olduğunuz söylenebilir. Sizin sorununuz çoğunlukla menopoza bağlı hazne (vagina) kuruluğundan doğmaktadır. Bu durum da östrojen eksikliğinden ötürü ortaya çıktığından, tedavisi mümkündür. Doktorunuza baş vurup gereken biçimde tedavi edileceğinizden emin olabilirsiniz. Bu probleminizi açıklamaktan çekinmeyiniz; iyi tanımlanmış, tedavisi kabil bir tıbbi durumdur sizinki.
“NİCİN BAZI KADINLAR BU DÖNEMDE ÇOK SİNİRLİ OLURLAR?”.
“Benimle yaşıt arkadaÅŸlarımdan biri, son zamanlarda aşırı sinirli oldu. Kocasına ve kızına ,sebepsiz bağırıyor, onları azarlıyor. AteÅŸ basmalarından hiç ÅŸikayet etmedi. Bu davranışı menopoza baÄŸlı olabilir mi?”
Büyük ihtimalle, evet. Kadınlar, östrojen eksikliğine çeşitli şekillerde cevap vermektedir. Bazılarınca, baş dönmeleri ve terlemeler en baskın şikayetlerken, diğerleri, arkadaşınız gibi, aşırı sinirli olmaktadır. Onun da, sizin gibi, doktoruna görünüp tedavi edilmesini öğütleyebilirsiniz.
“BU ÖSTROJENLER, MÜSEKKİN HAPLAR GİBİ MİDİR?
“Ablama, menopoz devresinde, doktoru müsekkin vermiÅŸti. Bunlar, östrojenlere benzer mi?”
Östrojenlerle müsekkinler, ne kimyasal ne de tedavi biçimi bakımından birbirine benzer. Gerçi, geçmiÅŸte, “yaÅŸ dönümü”ne özgü endiÅŸe halini tedavide, müsekkin ilaçlar kullanılmaktaydı, fakat günümüzde, doktorlar artık, ÅŸikayetin kaynağını, esas nedenini tedavi ederek yani eksilen östrojeni vererek, daha etken tedaviyi tercih etmektedirler.
Zaten, müsekkinler ,esasında “yaÅŸ dönümü” ile hiç ilgisi olmayan, her zaman ortaya çıkabilecek endiÅŸe halinin ilâcıdır yaÅŸ dönümünün ana tedavisini oluÅŸturamaz.
“LÜTFEN, HAYAT KIRKINDAN SONRA BASLAR DEMEYİN ARTIK”
“Belki bu deyim, menopozdaki diÄŸer kadınlara, bana olduÄŸu gibi ters etki yapmaz ama ben bu lafa çok sinirleniyorum. Tabii ki hayat kırkında baÅŸlamaz ve bunu iddia etmek saçmadır”.
Evet, ama; Erken evlilik ve annelik devrelerinin sıkıntılarını geçirdikten ve bunlardan kurtulduktan sonra, evlilik hayatı daha rahat olabilir. Çevrenize bakın ve kendisine iyi bakan, gereken tedaviyi görmüş ve uyumlarını sağlamış orta yaşlı kadınların sakin güzelliğini görün.
Bu kadınların bazıları, bu devrede, hayat tecrübeleri ve güzellikleriyle, sıklıkla etraflarını etkilemekte, hayranlık uyandırmaktadır.
Menopozun Tanısı Nasıl Konur?
Menopozun olumsuz etkilerinin en aza indirgenmesinin en önemli ön koşulu tanısının en erken aşamada konulup erken tedaviye başlanmasıdır. Çünkü menopozdaki kayıplar ilk yıllarda en fazladır. Menopoz temel olarak yumurtlamanın durması (doğal) veya yumurtalıkların alınması (cerrahi) veya çalışamayacak kadar hasar görmesine bağlı olarak ortaya çıkar. 40 yaşından sonra 1 yıl süreyle adet görmeyen ve yakınmaları da olan bir kadın başka araştırma yapılmaksızın menopozda kabul edilebilir. Menopoza geçiş döneminde, gebelik ve düzensiz kanamaya neden olan kötü huylu hastalıklar ayırt edilmelidir. Bunun için seyrek adet gören, ateş basması, çarpıntı, terleme ve psikolojik değişiklikleri olan bir kadının adetin 3. günü alınan kanında, yumurtalıkları uyaran hormon (FSH,LH) düzeyleri artmışsa tanı daha kesin ve erken konmuş olur ve tedaviye de hemen başlanabilir. Düzensiz (genellikle seyrek) adet gören bir kadında FSH 40 pg/ml üzerinde ise menopoz tanısı kesinlikle konur. FSH değerinin 25-40 pg/ml arasında olması halinde menopoza giriş sürecinin başladığı ancak seyrek de olsa yumurtlama ve gebelik de olabileceği düşünülür. Ancak her durumda gebelik ve düzensiz kanamaya neden olan diğer hastalıklar gebelik testi, ultrasonografi ve endometrial biopsi (küretaj) vb ile araştırılmalıdır.
Menopoz Tedavisinde Neler Uygulanır?
Menopozun olumsuz etkilerinin en aza indirgenmesinin en önemli ön koşulu tanısının en erken aşamada konulup erken tedaviye başlanmasıdır. Çünkü menopozdaki kayıplar ilk yıllarda en fazladır. Menopoz temel olarak yumurtlamanın durması (doğal) veya yumurtalıkların alınması (cerrahi) veya çalışamayacak kadar hasar görmesine bağlı olarak ortaya çıkar. 40 yaşından sonra 1 yıl süreyle adet görmeyen ve yakınmaları da olan bir kadın başka araştırma yapılmaksızın menopozda kabul edilebilir. Menopoza geçiş döneminde, gebelik ve düzensiz kanamaya neden olan kötü huylu hastalıklar ayırt edilmelidir. Bunun için seyrek adet gören, ateş basması, çarpıntı, terleme ve psikolojik değişiklikleri olan bir kadının adetin 3. günü alınan kanında, yumurtalıkları uyaran hormon (FSH,LH) düzeyleri artmışsa tanı daha kesin ve erken konmuş olur ve tedaviye de hemen başlanabilir. Düzensiz (genellikle seyrek) adet gören bir kadında FSH 40 pg/ml üzerinde ise menopoz tanısı kesinlikle konur. FSH değerinin 25-40 pg/ml arasında olması halinde menopoza giriş sürecinin başladığı ancak seyrek de olsa yumurtlama ve gebelik de olabileceği düşünülür. Ancak her durumda gebelik ve düzensiz kanamaya neden olan diğer hastalıklar gebelik testi, ultrasonografi ve endometrial biopsi (küretaj) vb ile araştırılmalıdır.
HORMONLA TEDAVİ
Başlıca bozukluk veya eksiklik östrojen hormonun azalması olduğundan, temel tedavi de östrojen hormonu vermektir. Tanı konur konmaz eğer hasta için sakıncaları yoksa;
Ağızdan
Cilte yapıştırılan bantlar veya sürülen jellerle
Vajinal yolla
östrojeni yerine koyma tedavisine başlamak esastır.
Hormon kullanımına engel oluşturan durumlar:
Yeni kalp krizi(miyokard enfarktüsü) geçirmiş olanlar
Geçici iskemik atak
Geçirilmiş inme (serebrovasküler olay), beyin damar tıkanıklıkları
Karaciğer fonksiyonlarının bozuk olması
Östrojen ile ilerleyen tümör varlığı (Meme ,rahim)
Tromboemboli (damariçi pıhtılaşma ile damar tıkanıklığı)
Dikkatli ve kontrollü kullanılacak durumlar:
Kalpte iskemik hastalık (damar sertliğine bağlı beslenme bozukluğu)
Hipertansiyon(yüksek tansiyon)
Safra kesesi hastalıkları ve taş
Diabetes Mellitus (Şeker Hastalığı)
Hiperlipidemi (kanda yağ,kolesterol, oranının yüksek olması)
Migren tipi başağrıları
Miyom (rahimde tümör)
Hormon tedavisine başlanmadan önce, bu ilaçların olası yan etkileri ve uzun yıllar kullanılmasına bağlı ortaya çıkabilecek durumlar hasta tarafından bilinerek, ön hazırlıklar yapılmalıdır.
Ön araştırmalar:
Genel vücut ve jinekolojik muayene, tansiyon, kilo,ağırlık ölçümü
Karaciğer fonksiyonları (kandaki karaciğer enzimleri,yağlar,kolesterol ölçülür)
Kan ve idrar tetkiki (genel kontrol)
Servikal smear (Rahim ağzı kanserini araştırmak için alınan sürüntü)
Mammografi (Meme kanseri taraması)
Endometrial biopsi ve/veya vajinal ultrason ile endometrial kalınlık ölçümü (rahim kanserini tarama)
Açlık Kan Şekeri (Şeker hastalığı araştırılması)
Elektrokardiografi (Kalpte kriz veya beslenme bozukluğu araştırılması)
Gerekirse kemik yoğunluğu ölçümleri (kırıkları önlemek ve diğer ilaçların gerekliliğinin araştırılması için)
Bu tetkikler hastanın durumuna göre en az 1 yıl aralıklarla tekrarlanır.
HORMONSUZ TEDAVİ
Genellikle direkt olarak menopoza karşı değil, oluşturduğu hastalıklara (osteoporoz vb ) karşı kullanılan ilaç ve yöntemleri içerir.
Kalsiyum desteÄŸi
Bifosfonatlar
D Vitamini
Diyet
Kalsiyumdan zengin diyet esastır. Süt, yoğurt, peynir vb diyetle kemik kaybı önlenmeye çalışılır.
Egzersiz
Her gün 30 dakikalık yürüme ve basit ağırlık kaldırma, kas güçlendiren hareketler, ilaçlar kadar önemlidir. Yaz aylarında güneş ışığından (ultra-viole) faydalanmak için düzenli güneşlenme yararlıdır.
OLUŞAN HASTALIKLARIN TEDAVİSİ
Amaç hastalıkların önlenmesi olmakla beraber önlenemediği zaman uygun tedaviler yapılır.
Kemik Erimesi
Kırık oluşmuşsa uygun tedavi yapılır ve fizik tedavi ile rehabilitasyon sağlanır. Kırıklara bağlı ortaya çıkan kamburluk nedeniyle oluşan ağrı ve solunum sıkıntısı için fizik tedavi ve uygun atellerle hastaya yardımcı olunmaya çalışılır. Kırıkların oluşumunun önlenmesi için ev, hastaya göre yeniden düzenlenmelidir. Merdiven kenarlarına, banyo ve tuvalete tutunacak kollar yapılır. Elektrik kesilmesi anında oluşabilecek çarpma ve düşmeleri önlemek için özel pilli veya jenaratörlü lambalar merdivenlere yerleştirilebilir. Yerlerdeki kaygan örtü malzemeleri (halı, kilim vb.) sabit hale getirilebilir.
İdrar Kaçırma
Mesane boynunun sarkmasına veya mesane aktivitesinin artmış olmasına (detrusor instabilitesi) göre değişir. Mesane boynu harekeliliğinin arttığı durumlarda cerrahi; mesane kasının zamansız kasılmasına bağlı idrar kaçırmalarda ilaç,fizik tedavi ve/veya mesanenin elektrik simulasyonuna dayalı tedaviler uygundur. Hangi tedavinin yapılacağına konunun uzmanı bir hekim tarafından yapılan muayene, labaratuar ve ürodinamik (mesanenin dolum, işeme ve kaçırma basınçlarını bilgisayarla kaydı) gibi çalışmalarla karar verilmelidir. İyi seçilmemiş hastalarda tedavi idrar kaçırmayı düzeltmeyeceği gibi artışına neden olabilir.
MENOPOZUN DA HAYATINIZIN DOĞAL BİR DÖNEMİ OLDUĞUNU UNUTMADAN, GEREKLİ ÖNLEMLERİ ALARAK MUTLU YILLAR GEÇİREBİLECEĞİNİZİ BİLİNİz
Posted in Kadınlar on Mayıs 27th, 2007 by admin | | 0 Comments
Laporoskopi
LAPAROSKOPİ NEDİR ?
Laporoskopi kelime anlamı olarak karın içinin gözlenmesi anlamına gelir.
Kadın hastalıkları ve infertiliteye (kısırlığa) yolaçan sorunların tanısı ve tedavisinde kullanılan çok küçük çaplı özel aletlerle ve ince bir kamera ile karın içi ve iç genital orgaların gözlemlenmesini sağlayan bir yöntemdir.
LAPAROSKOPİ NE ZAMAN YAPILIR?
1. İNFERTİLİTE (KISIRLIK):
Tüpler kıvrımlı mı? Açık mı?
Yumurtalık ve bağırsaklarda yapışıklık var mı?
Rahim, tüp, yumurtalık(over) ilişkileri nasıl ?
Yumurtalıkta kist var mı?
Rahim normal görünümde mi?
2. DIŞ GEBELİK :
ış gebeliğin yerinin tesbiti ve güvenli bir şekilde çıkarılması.
3. ENDOMETRİOZİS(Rahim içini örten hücrelerin başka bir organa yayılması) :
Bu hastalığın kesin tanısı laparoskopi ile konur.
Tanı konduğu anda hastalıklı dokular yakılarak tedavi edilir.
Böylece hem hastalığın tanısı konur hemde tedavisi yapılarak hastanın doğurganlığı korunmuş olur.
4. YUMURTALIK KİST VE TÜMÖRLERİ :
Kistlerin tespiti yapılır ve bu kistler içeriye sokulan torbalarla patlatılmadan dışarıya alınır.
Bu yöntem yumurtalıklara zarar vermediği için hastanın doğurganlığı korunur.
5. RAHİM URLARI(MYOMLAR):
Urların yerinin tespiti.
Urların büyüklüğü ne olursa olsun laparoskopi elirahatlıkla çıkarılabilir.
6. RAHİM ALINMASI(HİSTEREKTOMİ)
7. KISIRLAŞTIRMA(STERİLİZASYON):
Hastanın istegine bağlı olarak tüpleri bağlanarak kısırlaştırılabilir ve aynı gün evine gidebilir.
8. KASIK AÄžRISI:
Kasık ve cinsel ilişki sırasında oluşan ağrıların sebebinin araştırılması ve tedavisi.
Karın içi yapışıklıklarının açılması ağrıyı yok edecektir.
Kanser taraması,teşhisi ve tedavisindede kullanılmaktadır.
LAPAROSKOPİ NASIL YAPILIR?
operayon genellikle menstruasyondan (adet kanamasından) sonra ve genel anestezi altında ameliyathane şartlarında yapılır.
Göbekten bir iğne ile girilerek karın içi karbondioksit ile doldurulur. Gaz karın içerisindeki organları geriye doğru iter böylece laparoskop (kamera) karın içindeki organlara zarar vermeden yerleştirilir.
Laparoskop (kamera) yaklaşık 2-10 mm çapında açılan delikten sokulur. Diagnostik laparoskopi ve/veya cerrahi laparoskopi oluşuna göre delik sayısı 2 ila 4 arasında değişir. Laparoskoptan elde edilen görüntü televizyon ekranına aktarılarıp 6-10 defa büyütülür. Bu da küçük organları daha net görmemizi sağlar.
LAPAROSKOPİ NE KADAR SÜRER ?
Teşhis amaçlı laparoskopilerde bu süre, hastanın ameliyathane şartlarına hazırlanması , uyutulması ve uyandırılması ile yaklaşık 20-30 dakikadır.
Tedavi amaçlı laparoskopilerde bu süre daha da uzundur. Hatta saatlerce sürebilir.
LAPAROSKOPİDEN SONRA NELER YAPILIR ?
Diagnostik laparoskopiden çıktıktan sonra bir iki saat dinlenilir ve doktordan gerekli tavsiyeler alındıktan sonra evnize gidebilirsiniz.
anestezi uyku haline, ağrıya ve bulantıya neden olduğu durumlarda bir geceliğine müşaade altında tutlabilirsiniz.
LAPAROSKOPİ İÇİN NASIL BİR HAZIRLIK YAPALIM ?
Öncelikle hastanın klinikte muayene edilerek değerlendirilmesi ve laparoskopi için uygun olup olmadığına dair kara alınmalı.
Bir gün önceden hastanın bağırsak hazırlığı yapılmalıdır.
Hastanın bir gece önceden hafif birşeyler yedikten sonra operasyon saatine kadar herhangi bir şey yiyip içmemelidir (çay, kahve, su). Çünkü laparoskopi sırasında görüntüyü engellemek için karın içerisinde bulunan ince ve kalın bağırsakların boş olması gerekmektedir.
Ayrıca hasta operasyon için hastaneye gelirken, ona operasyondan sonra eşlik edecek bir yakınıyla gelmesi uygundur.
LAPAROSKOPİNİN AVANTAJLARI NELERDİR ?
Karın açılmadığı için büyük bir yara izi oluşmaz.
Karın açılmadığı için iltihaplanma riski azdır.
Karın açılmadığı için ameliyat sonrası ağrı çok azdır.
Karın açılmadığı için hasta daha çabuk iyileşir.
Karın açılmadığı için hastanede kalış süresi kısalır.
Hastanın ortalam işe yeniden dönme süresi ortalama 7-15 gündür.(klasik ameliyatlarda bu süre 6-7 haftadır).
Karın içi organlar büyütülerek gözlemlendiği için cerrahi hakimiyet daha iyidir.Dokulara ve organlara çok az zarar verir. Yani koruyucu bir cerrahi yöntemdir.
LAPAROSKOPİNİN RİSKLERİ NELERDİR?
Genel anesteziye bağlı çok kısa süren baş ağrısı, bulantı ve kusma olabilir.
Opersayon sırasında diğer karın içi organlar, bağırsaklar ve damarlar yaralanabilir. Ancak laparoskopiyi yapan doktor bu yaralanmalara anında müdahale ederek yaralanan bölgeleri tamir edecektir.
Ameliyattan sonra yara etrafında iltihap olabilir.
DOKTORUMUZA NE ZAMAN BAÅžVURALIM?
1.HEMEN BAŞVURMANIZ GEREKEN ACİL DURUMLAR:
Ateşiniz yükseldiğinde,
Kendinizi yorgun ve halsiz hissetiÄŸinizde,
Şiddetli karın ağrılarınızın olması durumunda,
Bulantı ve kusma olduğunda, Hemen doktorunuzu arayın!!!
2.DOKTORUNUZA BAŞVURMANIZ GEREKEN ACİL OLMAYAN DURUMLAR:
Laparoskopi ve operasyon neticesi hakkında bilgi edinmek için,
Size belirtilen tarihte kontrol amacıyla, Doktorunuza başvurun
Posted in Kadınlar on Mayıs 25th, 2007 by admin | | 0 Comments
Kordon Dolanması
Bebeklerin bir kısmı göbek kordonları boyunlarına dolanmış şekilde dünyaya gelirler. Kordon dolanması şeklinde adlandırılan bu durum halk arasında yaygın olarak bilinmektedir. Pekçok anne baba adayı doğumu düşünürken bebeklerinin boynunda kordon dolanması olup olmadığını merak ederler ve bundan endişe duyarlar. Özellikle problemli seyreden ve sonucunda bebekte sekel meydana gelen doğum öyküleri hamile kadınların en sık duyduğu öykülerdendir. Çoğu zaman çocuktaki kalıcı problemin nedeni olarak boynunda kordon dolanmış olması gösterilir. Oysa gerçek her zaman böyle değildir.
Kordon dolanması ne sıklıkta görülür?
Kordon dolanması nadir karşılaşılan bir durum deÄŸildir. Bebeklerin yaklaşık %20-25′inde doÄŸum sırasında, kordonun boyuna bir kere dolandığı görülür. Her 500 doÄŸumdan birinde ise kordon boyuna iki kere dolanmış olarak izlenir. Literatürde boyuna dolanmış daha fazla sayıda kordon halkasının olduÄŸu da bildirilmektedir. benim bu konudaki kiÅŸisel deneyimim 5 halkadır. Sezaryen ile doÄŸum yapan bir annenin bebeÄŸinde kordon 5 kez boyuna bir kez de bebeÄŸin gövdesine dolanmıştı. Halen sorunsuz ÅŸekilde yaÅŸamını devam ettiren bu bebek çok nadir karşılaşılan bir durumun örneÄŸidir.
Kordon sadece bebeğin boynuna dolanmaz. Eller, ayaklar ve gövde de kordonun dolanabileceği kısımlardır. Ancak en sık boyun çevresinde görülür.
Kordon dolanması neden olur?
Bunun belirli bir nedeni yoktur. Hamileliğin erken dönemlerinde örneğin 18-19. haftalarda rahim içinde amniyon sıvısının kapladığı hacim bebekle karşılaştırıldığında çok daha fazladır. Bu bebeğe hareket serbestliği tanır. Kolayca hareket eden bebek bu sırada bir kordon halkasının içinden geçebilir. Kordonun yapısında bulunan Wharton jeli sıkışmasına engel olur. Bebeklerin çoğu ilerleyen dönemlerde bu halkanın içinden tekrar geri çıkarlar. Halkanın içinden çıkamadığı durumlarda gebelik ilerledikçe bebeğin hareket edebileceği alan azalır. Hareketleri daha kısıtlı hale gelir. Doğum sırasında hala daha halkanın içindeyse kasılmalarla birlikte aşağıya doğru hareket ettikçe kordon da boyun çevresinde kalır ve bir süre sonra plasenta tarafındaki ucun sabit olması nedeni ile boyun çevresine iyice dolanır ve bu şekilde doğar. Göbek kordonunun çok uzun olması boyuna dolanması açısından risk oluşturur.
Tanı
Kordon dolanmasının tanısı en sık doğum sırasında bebeğin kafası çıktığı anda konur. Bazı durumlarda ise 36. hafta civarında ultarsonografide saptanabilir.
Doppler ultrasonda boyun etrafında
izlenen göbek kordonu
Kordon dolanması sorun yaratır mı?
Bebeğin boynunun etrafında kordon dolanmış olması genellikle ciddi sorun yaratmaz. Kordonun özel yapısı içindeki damarların ve kordonun sıkışmasını engeller. Bu nedenle bebekler bu durumu kolaylıkla tolere edebilirler.
Bazı durumlarda doğum kasılmaları sırasında bebek aşağıya doğru ilerledikçe, kordon boyun etrafında sıkışabilir. Bu sırada bebeğe giden kan ve oksijen miktarı azalır. Çoğu bebek bu durumu kolaylıkla tolere edebilirken bazı bebekler edemez. Bebeğin kalp atım hızında bir yavaşlama ortaya çıkar. Anne adayının sol yanına çevrilip oksijen verilmesi ile kalp atım hızı genellikle normale döner. Daha nadir durumlarda ise bebeğin kalp atımları düzelmez ve acil sezaryen gerekli olabilir.
Eğer kordon kısa ise bebeğin aşağıya inişine izin vermeyebilir. Bu gibi durumlarda da bebeğin kalp atım hızında sürekli bir düşüş izlenir ve sezaryen ile doğurtulması gerekebilir.
Boyunda kordon dolanması anne karnında aniden kaybedilen bebeklerde zaman zaman rastlanılan bir durum olmakla birlikte ölüme ne sıklıkta neden olduğu tam anlamıyla gösterilememiştir. Bununla birlikte ani bebek kaybına yol açabilen kodon kazalarından biri olarak kabul edilir. Gövdeye dolanan kordon varlığında ise bebek ölüm oranı %10 civarındadır.
Posted in Kadınlar on Mayıs 25th, 2007 by admin | | 0 Comments
« Önceki Sayfa — Sonraki Sayfa »