pelvik enfeksiyonlar PID Pelvik infalamtuar hastalık
Kadın yaÅŸantısı içinde en az dikkat çeken ama belki de kadının beden ve ruh saÄŸlığına en fazla zarar verme olasılığı olan hastalık grubu pelvik enfeksiyonlardır. Hem enfeksiyon anında yarattığı ÅŸikayetler hem de sekelleri nedeni ile kadınları zor durumda bırakabilir. Çok ileri vakalarda hayatı tehdit edebilecek tablolar yaratabilir. Sadece A.B.D.’de her yıl 1 milyon kadının PID geçirdiÄŸi, ve 100.000 den fazla kadının bu nedenle infertilite problemi yaÅŸadığı thmin edilmektedir. Ayrıca binlerce dış gebelik vakası da bu nedenle ortaya çıkmaktadır.
Pelvik iltihabi hastalık ya da pelvik enfeksiyon dendiÄŸinde overler, tüpler, uterus ve bunların etrafındaki yumuÅŸak dokulardan kaynaklanan enfeksiyonlar anlaşılır. Eskiden PID’nin sadece cinsel yolla bulaÅŸan hastalıkların özellikle de gonorenin neden olduÄŸu enfeksiyonlar olduÄŸu düşünülürken günümüzde polimikrobik yani birden fazla patojen etkenin birarada hareket etmesi ile ortaya çıktığı bilinmektedir. Alt üreme sisteminde (vajina, serviks vb) normalde bulunan ancak hastalık yaratmayan bakterilerin herhangi bir ÅŸekilde yukarılara doÄŸru ilerlemesi ile hastalık ortaya çıkarsa buna assendan enfeksiyon ya da aÅŸağıdan çıkan enfeksiyon denir.
Mikroorganizmaların pelvik organlara kan yolu ile, lenf sistemi ile ya da komşu organlardan geçerek ulaşmalarına ve enfeksiyon yaratmalarına ise dessendan enfeksiyon ya da yukarıdan inen enfeksiyon denir. Pelvik enfeksiyonların tamamına yakını assendan enfeksiyonlardır. Dessandan enfeksiyon olarak ülkemizde en sık görülen hastalık pelvik tüberkülozdur.
PID en çok cinsel yönden aktif genç kadınları etkiler. En sık tutulan organ tüpler olduÄŸu için hastalığa akut salpenjit (salpingitis) adı da verilir. A.B.D. Hastalık Kontrol dairesinin tahminlerine göre 1970′li yıllarda üreme çağına girmiÅŸ olan her 2 kadından birisi 2000 yılına kadar farkında olmadan ya da olarak en az 1 defa akut salpenjit atağı geçirmiÅŸ olacaktır.
PID ciddi yan etki potansiyeli taşıyan bir hastalıktır. Tek bir kez PID geçiren kadınlarda infertilite %12 civarında olurken, 3 PID atağı geçirenlerde bu oran %65′e kadar yükselebilmektedir.
Yine dış gebelik riski de bu kadınlarda 6-10 kat artmaktadır. Tek bir kez akut salpenjit geçiren ve bu nedenle tedavi edilen hastaların %20’sinde kronik pelvik aÄŸrı ortaya çıkmaktadır. Ayrıca daha önce PID geçirenlerde yeniden PID geçirme olasılığı hiç geçirmeyenlere göre oldukça yükselmektedir.
Pelvik enfeksiyonlar genelde mikst enfeksiyonlardır. Yani aynı anda birden fazla mikroorganizma hastalığa neden olmaktadır. En sık üretilen etken gonore ve klamidyadır. Bunlar dışında A grubu streptokoklar, anaerob bakteriler, nadiren bazı mantar türleri ve tüberküloz da pelvik iltihabi hastalık etkeni olabilir.
Risk Faktörleri
PID en çok sosyoekonomik düzeyi düşük, birden fazla seksüel partneri olan, genel saÄŸlık durumu bozuk, partneri birden fazla partner ile birlikte olan, genç kadınlarda görülür. Ancak cinsel açıdan aktif olan her kadın PID için adaydır. Bir baÅŸka risk faktörü de spiral (RİA) kullanımıdır. Vajinadaki mikroorganizmalar spiralin ipi sayesinde yukarılara tırmanabilirler. Bu nedenle PID’den korunma açısından kullanılan spiralin türü de önemli rol oynar. Ucuz ancak uygun olmayan ip bulunduran spiraller tercih edilmemelidir. Ayrıca spiral takılırken vajinadaki mikroorganizmalar yukarılara taşınabilir. Bu nedenle aktif vajinal ya da servikal enfeksiyon varlığında spiral takılmamalıdır.
Belirtiler ve Tanı
PID belirti vermeden sessizce de seyredebilir. Belirtiler olacaksa genelde adet kanamasından hemen sonra başlar. PID dışında pekçok hastalık da benzer şikayetler yaratacağından ayırıcı tanı çok önemlidir. Hatalı şekilde PID tanısı konmuş bir apandisit vakası hayati tehlikeler doğurabilir.
Tanıda ananmnez, muayene ve labovatuar bulguları birarada değerlendirilmelidir. PID tanısı için aşağıdaki 5 yakınma ve bulgunun hepsinin olması gerekir.
Karın ve/veya kasık ağrısı
Karında hassasiyet
Jinekolojik muayene esnasında serviks hareketlerinde hassasiyet
Jinekolojik muayene esnasında rahimde hassasiyet
Jinekolojik muayene esnasında adneksiyel alanda hassasiyet
Bu bulgulara ek olarak aşağıdaki bulgulardan en az birinin de olması gerekir
38 derece ya da daha fazla ateÅŸ
Serviks kültüründe gram negatif diplokok bakteriler
Kan sayımında lökosit sayısının 10.000 ya da üstünde olması
Periton sıvısında lökosit
İltihabi pelvik kitle
Ağrı ve hassasiyet hastalarda en sık görülen yakınmadır. Genelde her iki kasıkta ya da yaygın olarak kasıkta bulunur. Adet sancısını taklit eder şekilden apandisiti taklit edecek kadar şiddetliye kadar uzanan bir genişlikte görülebilir. Kramp tarzında gelip geçici değil genelde süreklidir.
Tanı için ÅŸart olmamakla beraber hastaların %40′ında 38 derece yada daha yüksek ateÅŸ görülür.
Vajinal akıntı, rahim iltihabı ya da PID’ye ek olarak vajinit varsa görülür. PID tanısı için gerekli deÄŸildir.
İlerlemiş vakalarda karın zarlarının iritasyonu sonucu bulantı ve kusmalar olabilir. Abse ortaya çıkarsa muayenede ele gelen pelvik kitle olabilir. Bazen Tubalar ve overleri içine alan büyük yapışıklıklar jinekolojik muayenede kitle olarak algılanabilir.
Pelvik enfeksiyondan şüphelenilen hastadan detaylı bir anamnez alınmalıdır. Burada hastanın son adet tarihi, adet düzeni, kullandığı doğum kontrol yöntemi, cinsel yaşam öyküsü değerlendirilir. Daha önce benzer bir enfeksiyon geçirip geçirmediği sorgulanır. Anamnezden sonra genel bir sistemik muayene yapılmalıdır. Burada hastanın nabzı ve tansiyonu önemlidir. Ateş ölçümü mutlaka yapılmalıdır. Daha sonra hastanın karın muayenesi yapılır. Burada elde edilecek bulgular hastalığın yayılım derecesi ve şiddeti hakkında değerli bilgiler verir. Muayene dikkatli bir jinekolojik inceleme ile sona erer.
Laboratuvar olarak hastadan kan sayımı istenir. Burada kandaki beyaz küre sayısı (lökosit) önemlidir. Ayrıca sedimentasyon ve C-reaktif protein gibi enfeksiyon belirteçlerinin varlığı aranır.
Vajinal akıntı olması halinde vajina kültürü alınır. Akıntı yok ise ve PID düşünülüyor ise rahim ağzından kültür alınması faydalı olabilir ancak şart değildir. Muayenede ele gelen kitle var ise ultrasonografi yapılabilir ancak PID tanısında ultrasonografinin yeri yoktur.
Zaman zaman hastalardan anamnez alırken “daha önce utrasona girdim yumurtalıklarımda iltihap olduÄŸu söylendi” ÅŸeklinde ifadeler duymaktayız. Bunun gerçekle ilgisi yoktur. Ultrason ile over ya da tuba iltihabı tanısı konamaz ! Ancak tubalarda abse ya da kitle oluÅŸumu varsa bu saptanabilir.
Olası bir dış gebeliği ekarte etmek için mutlaka gebelik testi yapılmalıdır.
Komplikasyonlar
Pelvik enfeksiyonların en önemli komplikasyonu ileride çocuk sahibi olmada güçlük ya da başka bir deyişle kısırlıktır. Her geçirilen enfeksiyon üreme organlarında hasara ve yapışıklığa neden olabilir. Bu yapışıklıklar tüplerde tıkanıklığa ve tüplerin hareketinde azalmaya neden olarak bu etkiyi yaratır. Aynı nedenlerden dolayı pelvik enfeksiyon geçirenlerde ektopik gebelik riski de 6-10 kat artar.
Tuboovarian abse ya da pelvik kitle meydana gelirse, enfeksiyon kana ve vücuda yayılabilir ve hayatı tehdit eden boyutlara ulaşabilir. Birkez PID geçirenlerde hastalığın tekrar etme olasılığıda normale göre çok yükselir.
Tedavi
Pelvik enfeksiyonlarda tedavi hastanın durumuna ve hastalığın şiddetine göre planlanır. Hafif olgularda ayaktan tedavi verilebilir. Bu amaçla ağızdan alınan ya da enjeksiyon şeklinde verilen antibiyotikler kullanılır.Ayaktan tedavi genelde ateşi fazla yüksek olmayan, karın muayenesinde ciddi karin zarı iltihabı bulguları bulunmayan vakalarda uygulanır.Hastaya antibiyotiklere ilave olarak ağrı kesici ilaçlar da verilebilir. Bu hastalarda yatak istirahati iyileşmeyi hızlandırır. Tedavi süresince cinsel ilişki yasaklanır.Tedavi en az 7-10 gün sürmelidir.
Şiddetli vakalarda ise hastaneye yatarak tedavi ya da bazı durumlarda ameliyat gerekebilir:
Teşhisin kesin olmadığı
İltihabi kitle saptanan
Ayaktan tedavinin yetersiz kaldığı (tedavi başlangıcından sonra 48-72 saat içinde bulguların gerilemdiği vakalar) vakalarda hastaneye yatırmak gerekir.
Çok nadir olmasına rağmen hastanedeki tedaviye de cevap vermeyen vakalarda, veya kitle saptanıp da tedaviyle kitlenin küçülmediği hallerde cerrahi tedavi düşünülebilir. Özellikle abse varlığında antibiyotik ile akut dönem bastırıldıktan sonra cerrahi olarak absenin boşaltılması düşünülebilir.
Spiral bulunan hastalarda bu çıkarılmalıdır. Bazı yazarlar hemen enfeksiyon saptanır saptanmaz çıkarılmasını önerirken bazı yazarlar ise antibiyotik tedavisine başladıktan 48 saat sonra çıkartılmasını önermektedirler.
Tüm tedavi yöntemlerini takiben 1 hafta sonra hastanın kontrole çağırılarak yeniden değerlendirilmesi gereklidir.
Pelvik enfeksiyonların türleri
Pelvik enfeksiyonlar tutulan organa göre isimlendirilir.
Endometrit : Endometriumun enfeksiyonudur.Düşük, doğum ya da küretaj sonrası ortaya çıkabilir. Cinsel yolla bulaşan hastalıklarda PID yaparken önce hafif ve geçici bir endometrite neden olabilirler.
Parametrit : Uterusu yerinde tutan destek bağların enfeksiyonudur. Doğum sonrası enfeksiyonları takiben ortaya çıkar. Şiddetli disparonia (cinsel ilişki esnasında ağrı) görülür. Muayenede parametriumda kısalma, kalınlaşma ve hassasiyet saptanır.
Piyometrit : Rahim içinde iltihabi sıvı birikmesidir.
Salpenjit : Tubaların iltihabıdır. Akut veya kronik olabilir. Yeterli tedaviye rağmen 6 hafta içinde durum yinelenirse tekrarlayan salpenjit adı verilir. Kronik salpenjit ise aktif olarak sürekli devam eden hastalığı tanımlar. Karın içerisinde yaygın yapışıklıklar ve sürekli ağrı bulunur.
“Bu yazı Dr. Alper Mumcu
Posted in Kadınlar on Haziran 24th, 2007 by admin | | 0 Comments
mastit meme iltihabı
Tıkanmış süt kanallarının yada mikroorganizmaların neden olduğu birhastalıktır. Belki de anneler için en rahatsız edici durumdur meme iltihabı. Ateş, halsizlik, yorgunluk, memede ağrı ve kızarıklık gibi belirtileri vardır.
Mastit bebeğini emziren-emzirmeyen her 20 anneden birinde görülür. Enfeksiyon, genellikle meme başında bulunan çatlaklardan süt kanallarına doğru yayılır. Emzirmeyen annelerde göğüslerin şişmesi de mastite yol açabilir. Diğer nedenler arasında, emzirme yoluyla göğüslerin yeterince boşaltılamaması hastalıklara karşı azalan direnç sayılabilir. Nitekim yeni doğum yapmış annelerin çoğu aşırı bir yorgunluk ve stres altındadırlar ve yeterince beslenememektedirler.
Meme başlarının hassaslığı nedeniyle ilk doğum yapan annelerde mastit biraz daha sık görülür, ne var ki bu ikinci, üçüncü doğumlardan sonra görülmeyeceği anlamına gelmez.
Mastitin en sık görüldüğü dönem, doğumdan sonra 10-28. günler arasıdır.
Nasıl anlaşılır?
Genellikle soğuk algınlığı geçiriyor gibi hissedersiniz. Belirtiler arasında, bir yada iki göğüste kızarıklık, sertlik, sıcaklık, ağrı, ve enfeksiyon olan süt kanallarında şişlik sayılabilir. Ateş ve halsizlik, durumun daha ciddi olduğunu düşündürür.
Mastit, birden fazla sayıda olabilen bir durumdur, ama aynı anda iki göğüste birden gelişmez.
Ne yapılmalı…
Hemen doktorunuzla görüşün. Muhtemelen antibiyotik tedavisine başlanacaktır. Bu durumda emziriyorsanız, kullandığınız ilaçların bebeğe zarar vermeyeceğini özellikle açıklığa kavuşturun. Antibiyotik etkisi başlar başlamaz, belirgin bir rahatlama hissedeceksiniz.
Bebeğime süt verebilirmiyim?
Evet. Mastit sırasında emzirmek, çok acı verir. Ancak, gerek biran önce iyileşmek, gerekse süt kanallarınızın boşalarak yeni tıkanıklıklar olmaması ve sütünüzün kesilmemesi için emzirmeniz gerekir. Emzirmeden bir kaç dakika önce sıcak kompres, acı duymanızı bir ölçüde azaltır.
Eğer bebeğiniz emerek iltihaplı göğsünüzü tam boşaltamıyorsa, yada aşırı acı hissi nedeniyle emziremiyorsanız, göğsünüzü bir süt pompasıyla boşaltmanız gerekir. Sağdığınız sütü biberonla bebeğinize verebilirsiniz. Şunu hiç unutmayın, göğsünüzü boşaltmak için en iyi pompa, bizzat bebeğinizdir!
Emme sonucu bebeÄŸim hastalanabilir mi?
Hayır! Zaten sizi hasta eden mikroplar, muhtemelen bebeğinizin ağzı yoluyla bulaşmıştır, ve kendi mikroplarının ona geri verilmesinin bir zararı yoktur.
Mastit kendiliğinden geçebilir mi?
Mastit kendi haline bırakılırsa ilerler, ve daha ciddi sonuçlar -komplikasyonlar- oluşur. En sık görüleni meme absesidir, yoğun antibiyotik tedavisi, belki de cerrahi yolla absenin boşaltılması gerekir. Bu durumda bebeğiniz sizi ememez.
Çoğu zaman olduğu gibi, mastit de erken teşhis edilirse, kolayca tedavisi olan bir durumdur.
Posted in Kadınlar on Haziran 24th, 2007 by admin | | 0 Comments
DUSUK BELLI KOT ZARARLI
Genç kızların rağbet ettiği göbeği açıkta bırakan düşük belli kot pantolonların sağlık açısından zararlı olduğu açıklandı.
ABD de yayımlanan New York Post gazetesinin haberine göre, genç kızların yaygın şekilde giydikleri düşük belli ve göbeği açıkta bırakan kotlar, belkemiğinin altındaki sinirlere baskı yaparak kalçalarda paresthesia adı verilen bir yanma hissine neden oluyor.
Gazetedeki habere göre, Kanada da yayınlanan Canadian Medical Association Journal isimli tıp dergisine bir makale sunan Dr. Malvinder Parmar, göbeği açıkta bırakan kot giyen genç kızları uyararak, eski moda yüksek belli pantolonlara yönelmeleri çağrısında bulundu.
Düşük belli kotların sinirlere baskı yaparak ağrıya neden olduğunu, kalçalarda yanma hissi yarattığını ve belkemiğinde hassasiyete yol açtığını belirten Kanadalı doktor, özellikle arka cepte taşınan kalın cüzdanın bu ağrıyı daha da arttırdığını kaydetti.
Dr. Parmar, kısa süre önce kendisine kalçalarda yanma ve ağrı hissiyle başvuran hafif kilolu 3 genç kadının da 6 ila 8 ay süreyle düşük belli kot giydiklerine dikkat çekerek, bu hastaların 4 ila 8 hafta bol kesimli pantolon giydikten sonra hiçbir şikayetleri kalmadığını belirtti.
Tüm dünyanın yanı sıra New York ta da son derece moda olan düşük belli kotları satan mağazalar ise Kanadalı doktorun uyarısını fazla ciddiye almadılar.
New York un Broadway caddesindeki Jean Outlet mağazasının yöneticisi Michelle Hachey, Genç kızlar belki biraz acı çekiyorlar ama bu kotlarla çok da güzel oluyorlar diye konuştu.
ABD de hip-hop türü müzik yapan şarkıcıların yanı sıra Mariah Carey, Christina Aguilera ve Gwyneth Palthrow gibi yıldızların da katkısıyla düşük belli kot pantolonlar, genç kızlar arasında yaygın olarak giyiliyor.
Posted in Kadınlar on Haziran 15th, 2007 by admin | | 0 Comments
« Önceki Sayfa — Sonraki Sayfa »