HOS KOKU IYI GELIYOR
Hoş kokular, özellikle kadınlarda acıyı gideriyor. Kanada`daki Quebec Üniversitesi`nden Dr. Serge Marchand ve Dr. Pierre Arsenault, kadınlarla erkeklerin güzel kokular aldıklarında kendilerini daha iyi hissederken, kötü kokulara maruz kalınca ruhsal durumlarının bozulduğunu saptadılar.
20 kadın ve 20 erkekle yapılan araştırma, kadınların güzel koku aldıklarında kendini iyi hissetmesinin yanı sıra hoş kokuların, acılarını azalttığını da ortaya koydu. Araştırmada, ellerini çok sıcak suya sokan kadınlar hoş koku alırken acıyı daha az hissettiklerini, kötü kokuda ise ağrılarının arttığını belirttiler. Ancak bilim adamları, kokunun erkeklerin acısını etkilemediğini saptadı.
Posted in Medikal Haber on Haziran 15th, 2007 by admin | | 0 Comments
HER GÜN DUŞ ALIN
Yaz aylarında hastalıklara karşı vücut temizliğine daha fazla özen gösterilmesi gerekiyor. Mikroorganizmaların gıdalar dışında en fazla üredikleri ve tehlikeli oldukları yerlerin insan vücudu olduğu dikakte alınarak, “ Günde en az bir kez duş alın. Sigara dumanının çok olduğu kahvehane gibi kapalı ortamlardan uzak durun. Ortak kullanılan para ve cihazlarla temas eden kişiler, yemekten önce ellerini mutlaka yıkamalı.”
Soğuk olan kış aylarına göre, yazın mikroorganizma faaliyetlerinde büyük oranda artış yaşanmakta, bu da birçok sağlık sorununu beraberinde getirmektedir. 20 ile 37 dereceye kadar olan sıcaklıkların hastalık yapıcı özellik taşıyan mikroorganizmaların üremesi için ideal ortamlardır, “ Özellikle yiyecek ve içeceklerde etkin duruma gelerek vücuda giren mikroplar, mide-bağırsak enfeksiyonları başta olmak üzere tifo, dizanteri ve kolera gibi hastalıklara yol açmaktadır” .
VÜCUT TEMİZLİĞİNE ÖZEN GÖSTERİN
Mikroorganizmaların gıdalar dışında en fazla üredikleri ve tehlikeli oldukları yerlerin uygun sıcaklık ortamında olan insan vücududur, hastalıklara karşı vücut temizliğine yaz aylarında daha fazla özen gösterilmesi gerekir.
Yaz aylarında koltuk altı ve bacak aralarının daha fazla terlemesi nedeniyle hastalık yapıcı bakterilerin üremesi için uygun ortamlar oluşur: “ Yaz sıcaklarında daha fazla üreyen mikroorganizmadan korunmak için günde en az bir kez duş almak gerekir. Temiz olan vücutlarda mikrooganizmaların faaliyetleri yavaşlayacağından, kişinin hasta olma riski de en aza indirgenmiş olacaktır.”
Yiyeceklerin sıcak nedeniyle daha kolay bozulabilecekleri düşünülerek gıda zehirlenmelerine karşı yazın daha fazla özen gösterilmesi gerekir“ Birçok mikrobun el temizliğine özen gösterilmemesi nedeniyle ve gün içinde ayaküstü atıştırılan yiyeceklerden bulaştığı tespit edilmiştir”
SİGARA DUMANI
Yaz aylarında, özellikle çocuklarda görülen ishallerin en büyük nedeninin el ve yüzün sık sık yıkanmamasından kaynaklanır : “ Sigara dumanı, onu üfleyen kişinin vücudundaki mikropları da içermektedir. Mikroorganizma üremesinin arttığı yaz aylarında özellikle sigara dumanının çok olduğu kahvehane gibi kapalı ortamlardan uzak durulmalıdır. Ayrıca, sürekli paraya dokunan, toplu taşıma araçlarında yolculuk eden ve ankesörlü telefonlar gibi herkesin ortak kullandığı cihazlarla temas eden kişiler, yemekten önce ellerini güzelce sabunla yıkamalıdır. Eller yıkandıktan sonra uzun süre temizliğini koruyabilmesi için ise mutlaka kurulanmalıdır.”
Posted in Medikal Haber on Haziran 15th, 2007 by admin | | 0 Comments
Kafein alımına dikkat
Günde ortalama 150-300 miligram kafein kullanan hamile bir kadının, düşük kiloda bebek doğurma ihtimalinin iki kat arttığı, kafein miktarının 300 miligramın üzerine çıkması halinde, bu riske, erken doğum ve düşük riskinin de eklendiği bildirildi.
Çocuklarda, özellikle kafein içeren enerji içeceklerinin endişe, yatak ıslatma ve uyku problemlerine neden olduğu belirtildi.
Kocaeli Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu öğretim üyesi Ydr. Doç. Dr.
Nermin Küçer, kafeinin yaygın olarak kullanılan bir uyarıcı olduğunu, kahve, çay, kola, çikolata, bazı uyarıcı haplar, ağrı kesiciler, diyet hapları ile çeşitli reçeteli ilaçların kafeinin ana kaynağı olduğunu söyledi.
300 MİLİGRAMI GEÇMEMELİ
Kafeinin etkilerinin insandan insana değiştiğini, kafeine karşı duyarlılığın, tüketim sıklığı, alınan miktar, vücut ağırlığı ve fiziksel koşullar gibi birden fazla etmene bağlı olduğunu ifade eden Küçer, pek çok çalışmada yetişkinler için güvenli olarak tüketilebilecek kafein miktarının günde 300 miligram (yaklaşık 3-4 fincan kahve ya da 5-6 büyük bardak çay) olduğunun belirtildiğini bildirdi.
Çocukların tüketeceği kafein miktarının günde 35-40 miligramı geçmemesi
gerektiğini vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Küçer, çocuklarda kafein kullanımının,
özellikle kafein içeren enerji içeceklerinin endişe, yatak ıslatma ve uyku
problemlerine yol açtığını kaydetti.
ETKİSİNİ 15 DAKİKADA GÖSTERİYOR
Kafeinin sinir sistemini uyaran bir kimyasal olduğunu, kana karışmasının ardından 15 dakika sonra hissedilen etkisinin yaklaşık 12 saat sürebildiğini
ifade eden Küçer, kısa dönemde vücudun enerji seviyesinin artması, uyanık ve dinç olma, keyif ve rahatlık hissi gibi etkisinin olduğunu belirtti.
Kafeinin ayrıca, kan basıncını, nabız atışını hızlandırdığını, kas hareketlerini yavaşlattığını, kan damarlarında daralmayla el ve ayaklarda ısının düşmesine yol açtığını, nefes almayı kolaylaştırtığını, mide asit seviyesini yükselttiğini dile getiren Küçer, bu durumun, vücudun stres altında verdiği tepkilere yakın olduğuna dikkati çekti.
Ydr. Doç. Dr. Nermin Küçer, kafeinin diğer etkilerini ise şu şekilde sıraladı: ”Beyne giden kan damarlarının daralması beyne kan akışını azaltır. Beyin bunu bir tehdit olarak algılar ve vücudu korumak için atağa geçer. Bu durum, uykunun ertelenmesine, stres hormonlarının ise yükselmesine neden olur. Vücut daha aktif ve daha atak hale gelir.”
AŞIRI KAFEİN ALIMINDA ÖLÜM RİSKİ
Kafeinin, sadece stres hormonlarının değil, mutluluk hormonu adı verilen adrenalin hormonunun da salgısını artırdığını anlatan Küçer, şunları söyledi: ”Bunun yanında dopamin depolarının da harekete geçmesi, kafeinin keyif
verici etkisini göstermekte, bu etki kafeinin bağımlılık yaratmasının en önemli
nedenlerinden biri olarak görülmektedir. Aşırı kafein alımında ciddi zarar ve ölüm olabilmektedir. Yetişkin bir kişinin günde alacağı aşırı doz 5-10 gram olarak belirlenmiştir. Bu 57 bardak neskafe, 86 kahve fincanı kahve, 161 çay bardağı çaya karşılık gelmektedir. Küçük çocukların günde alacağı aşırı doz 1 gramdan daha az olarak belirlenmiştir. Bu 22 kutu kolaya karşılık gelmektedir.
Kafein yüksek miktarlarda alındığında huzursuzluk, sinirlilik, titreme, endişe, uyku bozuklukları ve mide bulantısı gibi etkileri beraberinde getirir. Yüksek dozda alınan kafein aynı zamanda uykusuzluğa, hızlı ve düzensiz kalp atışına, kan şekerinin ve kolesterolün yükselmesine, mide asit salgısında aşırı artışa da neden olmaktadır. Bu etkiler aşırı kaygıya ve hatta bazı durumlarda depresyona bile neden olmaktadır.”
UZUN DÖNEMDE ETKİLERİ
Nermin Küçer, Amerika Birleşik Devletleri Yiyecek ve Uyuşturucu Madde Kurumu tarafından yapılan bir araştırmada, kafeinin uzun vadede insan sağlığı üzerinde, kalbin ritmik atışının bozulmasına yatkın olan kişilerde kafeinin bu durumu tetiklediği, panik atak kişilerin daha da kötüleştiği, depresyon oluşumuyla da yakından ilişkili olduğunun belirlendiğini bildirdi.
Kafeinin kaynağı ve dozuna bağlı olarak bağırsaklarda kalsiyum emilimini
engellediğini, uykuyu geciktirdiğini, toplam uyku süresini azalttığını belirten
Küçer, kemik mineral yoğunluğunu azalma yönünde etkilendiğinin varsayıldığını, kafeinin bu olumsuz etkisini azaltmak için günde bir bardak süt içilmesinin
önerildiğini vurguladı.
Günde ortalama 150-300 miligram kafein kullanan hamile bir kadının, normalden düşük kiloda bebek doğurma ihtimalinin iki kat arttığını, kafein miktarının 300 miligramın üzerine çıkması durumunda ise erken doğum, normalin altında kiloya sahip bebek doğurma ve düşük riskinin oldukça yükseldiğini ifade eden Küçer, şöyle dedi:”Ruh halini ve davranışları etkilemek, değiştirmek amacıyla kullanılan psikoaktif maddelerden biri olan kafein, fiziksel ve psikolojik bağımlılığa yol
açmaktadır. Sosyal bir alışkanlığa dönüşen kafein kullanımı, keyif ve enerji verici etkileriyle hayatımızdaki yerini her geçen gün biraz daha sağlamlaştırmış ve bu durum birçok kişinin hayatında bağımlılığa kadar ulaşmıştır.”
KAFEİN YOKSUNLUĞU
Yetişkinlerde kafeinin en çok çay, kahve, gençlerde ise kafeinli gazlı içecekler sayesinde alındığını belirten Ydr. Doç. Dr. Nermin Küçer, düzenli olarak kullanılan kafeinin kesilmesi halinde, baş ağrısı, yorgunluk,halsizlik,uykusuzluk, uykulu olma hali, konsantrasyon eksikliği, motivasyon ve dikkat eksikliği, düşük performans, huzursuzluk, depresyon, sinirlilik, düşünsel aktivitede ve hafızada yavaşlık gibi yan etkiler gösterdiğini kaydetti. Küçer, bu yan etkilerin en şiddetli olduğu zamanın 20 ile 48 saat arası olarak belirlendiğini, bu durumun ortalama 2 günden 1 haftaya kadar sürdüğünü ifade etti.
Posted in Medikal Haber on Mayıs 7th, 2007 by admin | | 0 Comments
Sonraki Sayfa »
