Karaciğer yağlanmasına dikkat
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde görev yapan Prof. Dr. Tamer Tetiker, karaciÄŸer yaÄŸlanmasının günün en önemli saÄŸlık sorunlarından biri olduÄŸunu, hastalıkla ilgili ÅŸikayetlerin her geçen gün arttığını söyledi.
KaraciÄŸer yaÄŸlanmasının genel olarak, düzensiz beslenme, alkol kullanımı ve obeziteyle birlikte ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Tetiker, ”Yıllar içinde karaciÄŸerin fonksiyonlarının bozulmasına yol açan yaÄŸlanma, genel olarak yaÅŸam kalitesini de önemli ölçüde düşürür” dedi.
Prof. Dr. Tetiker, teknolojik gelişmeler ve hazır yiyecek tüketiminin obezite sorununu ortaya çıkardığını anlattı:
”Genellikle tesadüfen bulunan karaciÄŸer yaÄŸlanması, günümüzde sıkça karşılaşılan bir saÄŸlık sorunudur. Tıp dilinde ‘hepatosteatoz’ diye anılan hastalık, karaciÄŸer hücrelerinde aşırı yaÄŸ birikmesi anlamına gelir.
ÅžiÅŸmanlık, ÅŸeker hastalığı, bazı ilaçların kullanımları ve alkol kullanımıyla ortaya çıkan yaÄŸlanma, devamı halinde ise siroz gibi karaciÄŸerin fonksiyonlarını yitirmesine yol açabilir, hatta ölümle bile sonuçlanabilir.”
Spor yapın, sebze ağırlıklı beslenin
Prof. Dr. Tetiker, karaciÄŸer yaÄŸlanmasının önüne geçmek için spor yapmak ve düzenli beslenmek gerektiÄŸini belirterek, ”Günlük yaÅŸamda monotonluktan kurtularak, hareketli bir yaÅŸam tarzı benimsenmeli” dedi.
Katı yağların azaltılarak, yağlı yemeklerden uzak durulmasını da öneren Prof. Dr. Tetiker, sebze ağırlıklı beslenilmesi ve alkol kullanımından uzak durulması gerektiğini kaydetti.
Karaciğer yağlanmasından şüphelenilen kişilerde hastalıkların mutlaka araştırılması ve sonuca göre tedaviye başlanmasının önemine dikkati çeken Prof. Dr. Tetiker, yılda bir kez de olsa sağlık taraması yaptırılması gerektiğini sözlerine ekledi.
Posted in Medikal Haber on Mayıs 6th, 2007 by admin | | 0 Comments
TV’yi Kapatmak İlaç Gibi
İngiliz bilim adamı psikolog Aric Sigman’a göre kız çocukları 1950′lere göre daha erken büluÄŸ çağına eriyor. Bunun sebebini TV olarak açıklayan Sigman, çocukların daha az televizyon izlemesi saÄŸlanabilirse obezitenin, kalıcı görme bozukluÄŸunun ve otizm gibi hastalıkların azalacağını belirtiyor.
İngiliz bilim adamı Aric Sigman tarafından Biyologist Dergisi’nde yayınlanan rapora göre televizyon başında saatlerini geçiren çocuklara televizyonun zararı zannedilenden çok daha büyük. Rapora göre özellikle okulöncesi döneminde uzun süre televizyon izlemek kalıcı görme bozuklukları, ÅŸiÅŸmanlık, erken büluÄŸ çağı ve otizm gibi problemlere yakalanma riskini artırıyor veya bu problemleri tetikliyor.
Raporun sonunda İngiltere’de çocukların televizyon izleme saatlerini azaltmanın saÄŸlık sistemine daha az para harcanmasına sebep olacağı belirtildi. Bilimsel bulgulara göre televizyon melatonin hormonunun üretiminin azalmasına sebep oluyor. Bu da kiÅŸinin bağışıklık sistemini, uyku düzenini ve büluÄŸ çağının baÅŸlama yaşını etkiliyor. Psikolog Aric Sigman, kızların ergenliÄŸe 1950′lere göre daha erken yaÅŸta ulaÅŸmalarının sebebinin düşük melatonin deÄŸerleri olabileceÄŸini söylüyor. Sigman, bunun kızların ortalama kilosunun da artmasının sebebi olduÄŸunu belirtti. Bazı çalışmalarda ise düşük melatonin deÄŸerlerinin hücre DNA’sının kansere sebep olabilecek mutasyonları üretmesinin de sebebi olabileceÄŸi yer alıyor.
Dr. Sigman, televizyon izleme saatini azaltmanın obeziteyi önlemede egzersiz ve diyetten daha önemli olabileceğini düşünüyor. Raporda yer alan bulgulara göre 20-60 yaş arasında günde bir saat ekstra televizyon izlemenin alzheimer riskini artırdığı belirtildi. Ayrıca 0-3 yaş arası çocuklarda televizyon uyku düzeninin bozulmasına sebep olabiliyor ve ileride tip-2 şeker hastalığı olma riskini artırıyor.
Dr. Sigman’ın, “Remotely Controlled: How Television is Damaging Our Lives” (Uzaktan Kumandalı: Televizyon Hayatımıza Nasıl Zarar Veriyor?) isimli bir kitabı bulunuyor.
Posted in Medikal Haber on Mayıs 6th, 2007 by admin | | 0 Comments
İyi kolesterol’den kötü haber
‘İyi kolesterol’den kötü haber!
Türk ve ABD’li uzmanların yaptığı bir araÅŸtırmaya göre, kalp hastalıklarına karşı koruyucu olduÄŸu bilinen ve iyi kolesterol olarak adlandırılan HDL’nin Türkler de genetik olarak diÄŸer ırklara oranla düşük olduÄŸu belirlendi.
Uzun yıllardır tartışılan HDL’nin düşük olduÄŸuna dair şüpheler, Moleküler Tıp Kongresi’ne sunulan yeni araÅŸtırmayla bir kez daha gündeme geldi. ABD’den Prof. Dr. Robert Mahley, ABD’deki Gladstone Enstitüsü Kardiyovasküler Hastalıklar Bölümü ile Hacettepe Üniversitesi’nin birlikte yaptıkları araÅŸtırma sonuçlarını açıkladı. Erkeklerde HDL’nin 34-39 mg/dl, kadınlarda ise 39-45 mg/dl olduÄŸunu söyleyen Mahley, “Türkler de ABD ve Avrupalılar’a göre gerçekten çok düşük HDL düzeyleri var. Türkler’in yüzde 25-30′unda ‘Heptatic Lipase’ geni düşük HDL’yle bir ÅŸekilde ilintili. Hepatic Lipase sadece Türk nüfusunda görülüyor. Bu karmaşık bir gen. ve henüz çözmüş deÄŸiliz” dedi. Mahley, sigara içiciliÄŸinin hem kadın hem erkekte HDL’yi 5-6 mg düşürdüğünü de belirtti.
Çalışmaya destek veren İstanbul Tıp Fakültesi’nden Dr. Hülya Yılmaz da 6 bölgede 9 bin kiÅŸinin katıldığı çalışma hakkında ÅŸu bilgileri verdi: “Türk toplumunda erkeklerin yüzde 75′i ve kadınların yüzde 50’sinde HDL’nin 40 mg/dl’nin altında olduÄŸu görülüyor.”
Posted in Medikal Haber on Mayıs 6th, 2007 by admin | | 0 Comments
« Önceki Sayfa — Sonraki Sayfa »
