gece altını ıslatma enüresis nokturna gece işemesi

Doç.Dr.M.İhsan Karaman
Üroloji Uzmanı

GENEL BİLGİLER:

Grekçe “enourein = idrar yapma” kelimesinden gelen “enurezis = gece yatak ıslatma” M.Ö. 1550’de Ebers papiruslarında bile zikredilen en eski hastalıklardan biridir. Bir enuretik çocuğun tanı ve tedavisinin Amerika B.D.’nde bugün yaklaşık 5000 dolara malolduğu düşünülürse meselenin ciddiyeti anlaşılır. Yatak ıslatan çocuklara (enuretikler) hiçbir tedavi uygulanmasa dahi, yılda yaklaşık %15’i kendiliğinden iyileşir ve kuru kalır. 18-64 yaş arası sağlıklı erişkinlerin %0.5’i düzenli olarak yataklarını ıslatırlar. Dolayısıyla enurezis, sınırlı ölçüde de olsa erişkin populasyonu da ilgilendiren bir sağlık problemi, aynı zamanda bir toplumsal problemdir.

TANIM VE SEBEPLER:

Bugün modern ürolojide kabul edilen tanıma göre “enurezis nokturna”, beş yaşın üzerindeki çocukların uykuda yatağını ıslatması durumudur. Bunların %75-80’i bebeklikten beri sürekli yatak ıslatan (primer) grup olup, %20-25’i ise arada en az 6 aylık kuru bir dönem geçirdikten sonra tekrar yatak ıslatan (sekonder) çocuklardır.

Yatak ıslatmanın sebeplerine bakıldığında, bu konudaki yaygın görüşler arasında şunları sayabiliriz:

1.Genetik: Anne, baba, her ikisi veya kardeşlerde enurezis olması

2.Merkezi sinir sisteminde olgunlaşmanın gecikmesi sonucu, uykuda idrar kesesi kasılmalarının baskılanamaması

3.Uyanma bozukluğu: Uykuda dolu mesanenin algılanıp uyanılmasında güçlük

4.Normal bireylerde gece boyunca böbreklerden idrar yapımını azaltan bir hormonun (ADH), enüretiklerde yetersiz salgılanıp, uyku sırasındaki idrar miktarının artması

5.Sınırlı bir kısım olguda ise psikolojik faktörler.

Yatak ıslatmanın nadir görülen sebepleri arasında ise; kronik bademcik iltihabı veya geniz etine bağlı üst solunum yolu tıkanıklığı, allerji, parazitler, kronik kabızlık ve idrar yolu iltihapları sayılabilir.

TANI:

Enurezis nokturna tanısını koyup, daha ciddi işeme bozukluklarından ayırdetmek için, konunun uzmanı bir ürolog tarafından:

a)Ayrıntılı bir hastalık öyküsü alınıp sorgulama yapılması

b)İşeme-dışkılama çizelgesi tutulması

c)Genişletilmiş fiziksel muayene

d)Tam idrar tahlili yapılması

genellikle yeterlidir.

Bu basamaklardan sonra, hastalığın “saf primer gece yatak ıslatma” problemi olduğuna karar verilirse, tedavi aşamasına geçilir. Eğer, üroloji uzmanınca, hadisenin daha kompleks ve etraflı bir problem olduğuna karar verilirse, ileri tanı yöntemlerine başvurularak daha ayrıntılı tetkikler uygulanır.

TEDAVİ:

Tedavide ilk ve en önemli adım, çocuğun tedaviye motive edilmesidir. Bu amaçla, çocukla sıcak bir ilişki kurulması, ailenin anlayış ve desteğinin sağlanması, problemin mutlaka çözüleceğine dair güven vermek ve suçluluk duygusunu gidermek çok önemlidir.

Enurezis nokturna tedavisinin genelde üç biçimi vardır:

1. 1. 1. Davranış değiştirme tedavisi

2. 2. 2. İlaç tedavisi

3. 3. 3. İlk ikisinin kombinasyonu

Davranış değiştirme tedavisinde, ya “motivasyon tedavisi” adı verilen çocuğa ıslak ve kuru geceleri takvimde işaretletip kuru geceler için ödüllendirme şeklindeki önlemler paketi uygulanır. Ya da, şartlı refleks oluşturup gece mesane dolumunu algılamayı öğreten alarm cihazı tedavisi tatbik edilir. Bu yöntemlerde çocuğun ve ailenin sıkı ilgisi ve kooperasyonu şarttır.

İlaç tedavisinde ise, uzman doktorun karar ve seçimine göre, ailenin de tercihi alınarak, bugün için mevcut ağız ya da burun yolu ile uygulanan ilaçlardan biri veya birkaçı verilebilir.

Şurası bilinmelidir ki, enurezisi kısa sürede kökünden kazıyacak mucizevi bir tedavi metodu yoktur. İlgi, sabır, anlayış ve tedavi eden doktor ile aile ve çocuk arasındaki kooperasyon başarının püf noktasıdır.

Her hastalıkta olduğu gibi, yatak ıslatma probleminde de, “hastalık yok, hasta var” prensibi uygulanıp, kişiye özgü, zamanında ve aktif bir tedavi yaklaşımıyla kuru geceler ve mutlu bireyler sağlamak mümkün olacaktır

Posted in Üroloji Sağlık on Haziran 18th, 2007 by admin | | 0 Comments

BÖBREK YETMEZLİĞİ: ÜREMİ

BÖBREK HASTALIKLARININ BELİRTİ VE BULGULARI
ÜREMİ - BÖBREK YETMEZLİĞİ

Böbrekler bel omurlarının iki yanında yer alan vücutta çift olarak bulunan ve kandaki istenmeyen zehirli maddeleri idrar yoluyla uzaklaştırılmasını sağlayan bir çift organdır. 2 milyon civarında nefron adı verilen süzme ünitesi mevcuttur. Bunların sayısı yaşlanmayla birlikte doğal olarak azalır. Kalbin dakikada pompaladığı 5-6 litre kanın 1/5′i böbreklerce filtre edilir. Böbrekler vücudun sıvı-iyon dengesini, asit-baz dengesini, kan basıncı(Tansiyon)nın sürdürülebilirliğini ve vücuttaki kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşan ve vücut için zararlı olan zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Böbrekler ayrıca kan yapımı ve kemik mineral yapısı ile ilgili hormonlar başta olmak üzere daha bir çok hormonun yapım ve yıkım yeridir. Bütün bunlardan böbreklerin vücut için hayati önem taşıyan ve yürüttüğü fonksiyonlar sekteye uğradığı takdirde hayati risk doğuran organlar olduğu anlaşılır. Böbreklerden geçen kan filtre edilip organizma için yararlı olan maddeler tekrar kana verilerek, vücuttan uzaklaştırılması zorunlu olan zehirli maddeler idrarı oluşturur. İdrar idrar yolları ile önce mesanede toplanır, daha sonra da işeme yoluyla da dışarı atılır.

Böbrek hastalıklarının çoğu bilinenin aksine son derece sinsi ve ağrısız seyreder. Halk arasında genel olarak idrarın kanlı gelmesi, idrar yaparken yanma ve acıma, belin iki veya tek tarafında yan ağrıları böbrek hastalığı belirtisi olarak bilinir. Böbreklerin işlevlerinin azalması veya kaybolması, ani başlangıçlı (Akut) veya yıllar içerisinde sessizce (Kronik) oluşabilir. Kandaki atık maddelerin atılamayıp birikmesi sonucu bütün organları etkileyen ve komaya kadar gidebilen bir zehirlenme tablosu meydana gelir.

Böbrek hastalıklarının başlıcaları ;

Akut veya kronik böbrek iltihabı olarak bilinen Nefritler
Taş hastalıkları
Ailesel kistik hastalık
İdrar yolları iltihapları
Tümörleri
İdrar yollarının daralması veya tıkanması (Prostat büyümesi)
Kalıtımsal bazı böbrek hastalıkları
Damarsal böbrek hastalıkları
Gebelik zehirlenmesi
Romatizmal hastalıklar sonucu oluşan böbrek hastalıkları
Viral Hepatit (B,C)ve diğer enfeksiyonlara bağlı oluşan böbrek hastalıkları
Hipertansiyon ve Diabet (Şeker) Hastalığı gibi sistemik hastalıklara bağlı böbrek hastalıkları
İlaçlara bağlı oluşan böbrek hastalıkları
şeklinde sıralanabilir.

Bunların oluşturacağı klinik belirti ve bulgular ise hastalığı oluşturan etmene göre farklılıklar gösterir. İdrar yollarında akımın engellenmesi ve iltihaplanma dışında böbrek hastalıklarında ağrı sık görülmez. Buna karşılık bulantı, kusma, halsizlik, iştahsızlık, inatçı kaşıntı, çok su içme, günlük idrar miktarında azalma veya aşırı miktarda idrar yapma, cildin sarımsı-kahverengi renk alması, çabuk yorulma, çarpıntı, nefes darlığı, işitme zorluğu veya sağırlık, ani ve sürekli tansiyon yükselmeleri, göz kapaklarında ve ayaklarda daha belirgin olmak üzere tüm vücutta su birikmesi(ödem), sık idrara çıkma, ağrılı idrar yapma, kanlı idrar, bulanık idrar, gece birden fazla idrara kalkma, kişilik değişiklikleri ile başlayan saldırganlık, bilinç bulanıklığı ve komaya kadar uzanan şuur ve davranış değişiklikleri, havale geçirme(Konvülsiyon), özellikle çocuklarda gece idrar kaçırmaları ve gelişme gerilikleri saptanabilir.

Yukarıda belirtilen bulguların büyük bir kısmı başka hastalıklarda da rastlanır. Bu sebeple bu bulguların başka hastalıklardan değil de böbrekten kaynaklandığının ilgili hekimlerce tetkik edilmesi gerekir. Bir böbrek hastalığına işaret eden klinik bulgular ise anemi(kansızlık), yüksek tansiyon, ödem, idrarın bol fakat yoğunluğunun düşük bulunması, idrarda kan ve iltihap hücreleri ve protein(Albumin) saptanması, kanda kan üre ve kreatinin değerlerinin yüksek bulunması(Üremi), kan albumin düzeyinin düşük bulunması, ürikasit yüksekliği, kanın çökme hızının(Sedimentasyon) artışı, kanda asitli maddelerin yüksek ölçülmesi (Asidoz) , kalp büyümesi, akciğerde su toplanması, idrar miktarının günlük 400 ml. altına düşmesi, kanda Hepatit B ve C virüsü saptanması, derinin kuruması ve renk değişimi gibi muayene bulgularına rastlanır. İlgili hekimler Nefrologlar , Dahiliye uzmanları veya Ürologlarca kanın biyokimyasal tetkikleri yapılarak bazı maddelerin artma veya azalma olup olmadığı araştırılır. Böbreklerin Ultrasonografik incelenmesi ile böbreklerde yapısal bir değişiklik olup olmadığı, böbrek boyutlarının küçülüp küçülmediği incelenir. Gerekirse ilaçlı tetkikler yapılır. Basit bir idrar tetkiki incelemesi ve Ultrasonografik tetkik ile kanın biyokimyasal incelemeleri 1.basamak tetkik aşamasını oluşturur. 2.Aşamada böbreklerin süzme oranı 24 saatlik idrar toplanarak hesaplanır. Böbrek fonksiyonlarında ne kadar kayıp olduğu ve böbrek fonksiyonlarındaki bozulmaların akut mu yoksa kronik mi olduğu ayırt edilerek saptanan hastalık türüne göre spesifik tedavisine yönelinir. Yüksek tansiyon, şeker hastalığı ve kalp hastalıkları böbrek hastalıklarını başlatabildiği gibi, böbrek hastalıklarının kendisi de kalp akciğer hastalıklarına ve yüksek tansiyona yol açabilir. Eğer böbrek fonksiyonları kalıcı olarak kaybedilirse, ömür boyu diyaliz (Suni böbrek)makinaları ile tedavi edilmesi gerekebilir. Her türlü hastalıkta olduğu gibi böbrek hastalıklarında da şikayetler oluşmadan veya başlangıcında periyodik tetkikler büyük önem taşımaktadır. Ülkemizde bilinçsiz kullanılan ilaç ve özellikle ağrı kesiciler sebebiyle meydana gelen böbrek yetmezliklerinin hiç de azımsanmayacak sayıda olduğunun vurgulanması yerinde olur.

Posted in Üroloji Sağlık on Haziran 18th, 2007 by admin | | 0 Comments

BÖBREK TAŞ KIRMA TEDAVİSİ: ESWL

Vücut Dışından Taş Kırma Tedavisi: (ESWL - Extracorporeal Shock Wave Lithotripsy)
İlk defa 1980 yılında Almanya’da klinik uygulaması yapılan bu yöntem günümüzde de taş tedavisinde ağrısız, cerrahi müdahale riski olmaksızın yaygın olarak kullanılan en modern taş tedavi şeklidir.

Vücut dışındaki bir kaynaktan elde edilen yüksek frekanslı ses dalgalarının (şok dalgaları) taşa odaklanarak taşın parçalanması esasına dayanır. Cihazlar şok dalgası elde ediliş şekline göre (piezo-elektrik, spark gap, elektromanyetik) veya taşın görüntülenme şekline göre (ultrasonografi, röntgen) farklılıklar gösterebilir.

Taşa odaklanan şok dalgaları yüzeyde erozyon, taşın içinde taşa ait yapısal elemanları birbirinden ayıran gerilim dalgası oluştururlar ve böylece taş parçalanır.

Başlangıçta bütün vücudun su içine girdiği bir havuzda uygulanan, kulakların sesten korunması için kulaklıkların kullanıldığı, çoğunlukla hastaya anestezi uygulanmasını gerektiren bu yöntem günümüzde çok gelişmiştir. Şok dalgaları vücuda disk şeklinde bir araçla veya sadece hastanın taşının bulunduğu bölgenin su içine girdiği küçük bir havuz aracılığı ile iletilir. Kulakların korunmasına gerek duyulmaz. Anestezi uygulaması ise çok nadiren gerekmektedir. Bazı gelişmiş taş kırma cihazları ise çocuk - bebek hastalarda bile güvenle kullanılabilmektedir. Günümüzde bu yöntemin kullanılması ile taş nedeniyle yapılan ameliyatlar % 90 - 95 azalmıştır.

ESWL yöntemi ile, taş kırma cihazları arasında farklılıklar olmakla birlikte böbrek, mesane veya idrar yollarının herhangi bir yerinde bulunan taşlar kırılabilmektedir. Bu yöntem 3 cm den büyük taşlarda tedavi süresinin uzaması, oluşabilecek komplikasyon riskinin artması nedeniyle ilk seçilecek tedavi yöntemi olarak tercih edilmez. ESWL yönteminde rastlanabilecek komplikasyonlar (istenmeyen etkiler) aşağıda değerlendirilmiştir.

Böbrek çevresinde kanama alanı (perirenal hematom): Görülen en ciddi komplikasyondur. Küçük kodaklı cihazlarda % 0,6 oranında, büyük odaklı cihazlarda % 2-4 oranında rastlanır.
Hipertansiyonlu hastalarda daha sık görülür. Genellikle herhangi bir tedavi gerektirmez, ESWL tedavisine kanama alanı tamamen geçinceye kadar ara vermek gerekir. Nadiren kanama böbrek çevresinde sınırlı kalmaz ve genişlemeye devam eder, bu gibi durumlarda açık ameliyat gerekebilir.

Radyasyona maruz kalma: Taşı ultrasonografi ile görüntüleyen cihazlarda rastlanmaz.

Böbrek ve çevresinde şok dalgası nedeniyle zedelenme ve doku sertleşmesi (fibrozis): Büyük odaklı cihazlarda, sık ve uzun süreli tedavilerde daha çok rastlanır.

Kırık taş parçalarının idrar yolunu tıkaması (Üreter obstrüksiyonu): Kırılan taş parçaları idrar yolunda tıkanıklığa neden olabilir. Bazen önde büyükçe bir taş parçası ve arkasında irili ufaklı kumlar birikebilir. (Taş yolu) Büyük taşlarda daha sık görülen bu durum öndeki büyükçe parçanın kırılması ile tedavi edilebilir.

Posted in Üroloji Sağlık on Haziran 18th, 2007 by admin | | 0 Comments

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »
Latest entries
Search

Categories

  • Ailemiz (10)
  • Allerjiler (347)
  • Annelik (145)
  • Ağız ve Diş (91)
  • Çocukların Sağlığı (524)
  • Üroloji Sağlık (35)
  • Bütün Hastalıklar (685)
  • bebeklerin sağlığı (218)
  • Cilt Problemleri (81)
  • Cinsellik ve Sağlık (435)
  • Dahiliye Kısmı (114)
  • Erkekler (135)
  • Estetik Tedavisi (57)
  • Farklı Yöntemler (424)
  • Fizik Tedavileri (54)
  • Göz ve Sağlık (205)
  • Göğüs Hastalıkları (29)
  • Güzellik Bölümü (758)
  • Hamilelik ve Gebelik (413)
  • ilk yardım bölümü (64)
  • Kadınlar (417)
  • Kalbimiz Sağlık (177)
  • Kanser Bölümü (188)
  • Kulak Burun Boğaz (100)
  • Medikal Bilgileri (818)
  • Medikal Duyuru (20)
  • Medikal Haber (39)
  • Medikal Sözlük (27)
  • Nöroloji Bilgisi (95)
  • Ortopedi Bilgisi (61)
  • Psikiyatri Bölümü (184)
  • Sancı (24)
  • Sağlıklı Saçlar (65)
  • Spor Bölümü (99)
  • Zayıflama (488)
  • Zührevi Hastalıklar Bölümü (26)
  • Şeker Hastalığı (184)

  • Archives

  • Aralık 2007
  • Kasım 2007
  • Ağustos 2007
  • Temmuz 2007
  • Haziran 2007
  • Mayıs 2007
  • Nisan 2007
  • Mart 2007
  • Şubat 2007
  • Ocak 2007

  • Dost Siteler 2

  • Subscribe to RSS feed
    Page 10 of 12« BirinciSayfa...«3456789101112»
    saglik
    eXTReMe Tracker
    Sağlıksal Sağlıkpenceresi diyet astroloji FizikTedavi intaniye RomatizmA doktor KanseR estetik Yemek Tarifi site ekle