Normal bir çocukta dişlerin çıkışı şöyledir

4 —   7 nci ay alt çene orta kesici dişleri, 8 — 10 uncu ay üst çene kesici dişleri, 12 — 16 inci ay üst çenede birinci küçük azı, alt çenede ikin­ci kesici diş, birinci öğütücü diş  (Azı dişi), 12 — 24 üncü ay üst çene köşe dişi,  alt  çene köpek  dişi, 20 — 24 üncü  ay üst  çenede  ikinci     öğütücü  diş,   alt   çenede

ikinci öğütücü diÅŸ. Yeni doÄŸmuÅŸ çocuk dakikada takriben 40 defa nefes alır. Bü­yüdükçe  nefes   sayısı   azalır.   Bir   yaşına   girdiÄŸi      dakikada   25′e iner.  Bunun gibi nabız da 120 den bir yaşında 100′e düşer.

Dişlerin dokuzuncu ayda sökmeye başlamaması raşitizm ih­timalini hâtıra getirmelidir.

Birinci ve ikinci ayda çocukların debelenme hareketleri he­nüz hedefsizdir, ikinci aya kadar çocuk şaşı gibi bakar ancak ikinci aydan sonra adalelerin hareketinde intizam başlar. Çocuk karnının üzerine yatırıldığı zaman başını tutmaya uğraşır. Eş­yayı kucaklamaya çalışır. Üçüncü ayda çocuk gözleriyle bir şe­yi takip edebilir. Dinlemeye ve gülümsemeye başlar. Dördüncü ayda uzatılan şeyleri tutar. Çocuk, kafasını oturduğu yerde tut­maya başlar. Beşinci ve altıncı ayda çocuk kendi kendine otur­maya başlar. Onuncu ayda dayanarak ayakta durur. Heceleri ko­nuşur ve kelime anlamaya başlar. Onikinci ayda tutunarak yürür. 15 inci ayda ayakta durmaya ve yürümeye çalışır. Kelimeleri teş­kil  edebilir.

Çocuk terbiyesi çocuğun karakterinin teşekkülünden ana babasının sorumluluğu büyüktür,  öyle ki  okul bunda ancak pekaz şey değiştirebilir. Çocuğun, muhitini öğrendiği kendi mevki­ini tanıdığı ve cemiyet içinde yaşamayı anladığı ilk beş yıl zar­fında çevrenin çocuğa karşı anlayış göstermesi lâzımdır. Çocu­ğun terbiyesi süt emme çağında başlamalıdır. Daha ilk yaşında sükûna ve intizama alıştırılmayan çocuk, ilerde güç terbiye edi­lir, iki yaşma giren çocuk bir yasağın mânasını anlamalıdır. Ço­cuk, yapmaya mecbur olduğu ve yapmamakla görevli olduğu şey­leri anlamalıdır. Mutedil mizaçlı bir mürebbi, bu hedefe vasıl ol­makta zorluk çekmez. Bundan başka çocuk yapmayı arzu ettiği şeyi değil, emrolunan şeyi yapmayı öğrenmelidir. Bu hususta ce­zadan ziyade mükâfat iş görür. Ebeveynin bir teşekkürü veya dostane bir bakışı bazan kâfi gelir. Çikolata vermeye ihtiyaç yoktur. Çocuğun isteklerinden vazgeçebilmesi daha ehemmiyetli bir terbiye icabıdır. Çocuk bu hedefe ancak dört yaşında varma­ya başlar. Çocuktan yapması istenilen şeyler onun takatini aş-mamalıdır.  Aksi takdirde  çocuk sinirli  olur.

Çocuğun anlatmaya ve öğrenmeye olan meylini bilmelidir. Fakat çocukların sorduğu her şey öğrenmek ihtiyacından gelmez. Büyüklerle konuşmak arzusundan onlara yakın olmak ihtiyacın­dan gelir. Ana babanın bu mevzuda sabırsızlık gösterdikleri çok­tur. Fakat düşünmelidir ki, konuşturulmayan çocuklar kendile­rini münzevî hissederler ve  bu  onları  sinirli yapar.

Sinirli denen çocuklara gelince : Çocuğun iç ahenginin bulun­maması veya muvazenesinin bozulması sinirliliğin esasıdır. Bu­nun sebebi çok defa onun muhitindedir. Yemek saatlerinin inti­zamının bozulması, sık sık ziyaretler, her gün yeni bir oyuncak. «Çocuğun değişikliğe ihtiyacı vardır» sözü zararlı bir lâftır. Ni­hayet sinirli çocuk bu siniri ana ve babasından alır. Onun içindir ki çocuğunu terbiye etmek isteyen ana baba, evvelâ kendini ter­biye etmelidir. Çünkü terbiyede en mühim esas iyi örnektir. Aile hiç olmazsa çocuğun yanında nizalaşmamalı, sakin bir ahenk göstermeli. Çocuğa karşı değişmeyen bir tavır takmmalılar. Ço­cuğa ikram meselesine gelince hayatında hiç çikolata almamak bir talihsizliktir. Fakat her gün çikolata hele yemek yerine çiko­lata çocuğa dostluk değildir. Hiç okşanmamak bir felâket, fakat her gün okşanmak onun ruhî muvazenesini bozar. Ve çocuğu fe­leğin  sillelerine  karşı  mukavemetsiz  yapar.

isterik yalancılık da çocukluk yaşında başlar. Çocukta mu­hitinin hâdiselerine kendi hayâllerini karıştırmak kabiliyeti ha­kikati bulmak kabiliyetinden daha evvel gelişir. Böylece gördük­lerine  muhayyel  şeyler karıştırmaya  meyleder.   Çocuk  bu  halden

kurtulmaya ve gördüğünü doğru söylemeye, hayâllerini karıştır­mamaya alıştırılmalıdır. Çocuğu kendisinin de haklı göremiyeceği sebepten dolayı hırpalamak yanlış olduğu gibi bile bile söylediği yalanlar karşısında kayıtsız kalmak da bir felâkettir. Her saha­da ana baba kendi hareketleriyle güzel örnekler vermelidir. Ço­cuk terbiyesinin esası çocuğa şeref ve nefse itimat hissi aşıla­maktır. Daha ileri yaşlarda çocuğun okuyacağı kitaplara ve ri­salelere ehemmiyet vermelidir. Bilhassa bulûğ yaşı o bakımdan çok önemlidir.

Posted in Çocukların Sağlığı on Şubat 26th, 2007 by admin | | 0 Comments

SÜT ÇOCUĞUNA NASIL BAKMALI

Çocuğa ilk günlerde ebe nezaret eder. îlk vazife çocuğun gö­beğini temiz tutmaktır. Göbek kendiliğinden düşer. Çocuğun gün­de 6-7 defa altı değiştirilecektir. Çocuğun kundağa nasıl sarıl­ması lâzım geldiğini iyice öğrenmek lâzımdır. Bu sargılar öyle olmalıdır ki çocuğun kolları ve bacakları serbest hareket edebil­sin. Çocukların çoğu süt emerken altlarını ıslatırlar. Çocuk ıslak bırakılmamalı, bezleri derhal değiştirilmelidir. Bezin kuru bir ye­ri ile çocuğun ıslanan yerleri silinmeli, ek yerleri, tenasül, çocu­ğun şerci daima karından şerce doğru silinmelidir.  Bundan sonrabez değiştirirken çocuğun kalçasını fazla kaldırmaman, ki kus­masın. Sık sık kusan çocuklarda hemen emzirmeyi müteakip bez değiştirmemelidir. Çocuğun şerci daima karından şerce doğru si-linmelidir. Bundan sonra şerci ılık su ile yıkamalı, temiz bir bez­le kurulaman ve pudralanmalıdır. Çocuğunun vücudunda bir kır­mızılık baş gösterirse bir iki gün için sabunu ve suyu bırakmalı, zeytinyağına daldırılmış pamukla temizlik yapmalıdır. Kızarık­lıklar ve pişikler artarsa muşamba çıkarılmalıdır. Pudra yerine de hafif bir merhem kullanılmalıdır. Göbek yarası kapanınca, yâ­ni üçüncü haftadan itibaren çocuk her gün banyo edilmelidir. Banyo suyunun harareti 36 derece olmalıdır. Termometre bulun­mazsa suyun harareti dirsekle yoklanmalıdır. Yumuşak çocuk sabunları kullanılmalıdır. Kulak ve burnu icabında pamukla te­mizlenmelidir. Çocuğun ağzı kendiliğinden temizlenir. Hiç silin-memelidir.

Çocuk hava, ışık ve istirahata muhtaçtır. Yatağı sobanın değil pencerenin yakınında olmalıdır. Üstünü fazla kalın örtme-meli. Fazla ısıtmak üşütmekten daha zararlıdır. Çocuğun kafa­sı terlememelidir. Yastığı kuş tüyünden olmamalıdır. At kılından olmalıdır. Çocuğu erkenden ve sık sık açık havaya çıkarmalı, so­kaktan korkmamalı.

Çocuğun sükûna ihtiyacı çoktur. îlk üç ay çocuk kendi ken­diyle meşgul olmalı, onu eğlendirmek veya oyalamak için sarfe-dilen her gayret ruhî gelişmesini bozar. Sağlam çocuk dört beş hafta uzun uzun uyur. Sonraları, açık gözle sakin yattığı veya adalelerini oynattığı müddet, uzar. Çocuğun gelişmesi için mü­him olan bu devrede onun kucakta taşımak, sallamak veya ona şarkı söylemek ancak yorar. Çocuk ağlıyorsa altını ıslatıp ıslat­madığına, terleyip terlemediğine veya üşüyüp üşümediğine bak­malı. Akıllı bir anne, az zamanda çocuğun neden ağladığım far-keder. Islandığı için, bir yeri ağrıdığı için, ağlayabildiği gibi inat yüzünden de ağlayabilir. Çocuğun gıda alma saatleri ağlamasına bakarak veya konu komşunun tavsiyesiyle değiştirmeye kalkma­malı, gece sekiz saat hiç birşey vermemeli. 8 saatlik gece istira­hatı çocuğa uymuyorsa akşam maması yarım saat geç, sabah mamasını yarım saat erkene almak kabildir. Fakat çocuk ağ­ladı diye kucakta gezdirmeye veya sallamaya kalkmamalı, pek dara gelirse biraz çay vermeli, fakat asla süt vermemeli. Çocu­ğun inatçılığı ancak bir iki gün dayanır. Daha bu çağlarda mun­tazam saatlere alıştırılan çocuğun terbiyesi ileride de kolay olurÇocuk bulaşıcı hastalıklara karşı çok hassas olduğundan nezleli veya başka hastalıklara müptelâ ziyaretçileri çocuğun odasına sokmamalı. (Hattâ bu ziyaretçiler akraba olsa bile). An­ne bile nezle veya bronşit olduğu zamanlar çocuğun yanına gi­rerken ağız ve burnunu sarmalı. Çocuğun oyuncakları yıkana­bilir cinsten olmalı. Süt kabı ve diğer çocuk eşyası son derece temiz  tutulmalıdır.

Yeni doğmuş çocukların ortalama ağırlığı 3200 gram, boy­ları 50 cm. dir. Erkek çocuklar kızlardan biraz incedir. Üçüncü ayın sonunda ağırlık 6,4 kilo, boy 60 cm. altıncı ayın sonunda ağırlık 7,4 kilo, boy 66 cm, dokuzuncu ayın sonunda ağırlık 9 kilo, boy 71 cm. Bir yaşında ağırlık 10,2, boy 75 cm. Birbuçuk yaşında ağırlık 11,5 kilo boy 80 cm., iki yaşında ağırlık 12,7 ki­lo, boy 85 cm.

Posted in Çocukların Sağlığı on Şubat 26th, 2007 by admin | | 0 Comments

SÜT ÇOCUĞUNUN HASTALIKLARI

Doğum esnasında çocuğun kafasında şişkinlikler meydana gelip, ana babayı telâşa düşürebilir. Fakat bunlar doğumdan bir iki saat sonra kendiliğinden kaybolur. Çocukların yüzde 80 inde doğumun üçüncü, dördüncü günü bir çocuk sarılığı zuhur eder. Fakat bu da kısa zamanda kendiliğinden geçer. Ancak 15 gün­den fazla sürererse hekime haber vermelidir. Sarılık devam etti­ği müddetçe çocuklar âtıl ve dalgındırlar. Gıda almak istemez­ler. Yeni doğmuş çocukların göğsünden bir iki damla süt gel­mesi de önemli birşey değildir. Yalnız bu vesile ile çocuğun göğsüne basmamalıdır. Çocuk yırtık dudakla dünyaya geldi ise bunu hemen ameliyatla düzeltmek lâzımdır. Damak çatlakları üç yaşından sonra ameliyat edilir. Çengel ayaklar hemen ortopedik tedaviye verilmelidir. Çocuk süt emerken morarıyorsa bir kalb hatası var  demektir.

Süt çocuÄŸunun en ciddî rahatsızlıkları yanlış beslenmeden ileri gelir. İhtiyaçtan fazla ÅŸeker ve un verilmesi çocuÄŸun sıhha­tini bozar. Çocuk solar ve hastalıklara karşı dayanıklı olmaz. Bir müddet sonra da büyümesi durur. Bazı anneler erkenden sulandı­rılmamış inek sütü verirler. Veya sun’i süt müstahzarlarını su ile deÄŸil sütle sulandırırlar. O zaman çocuklar rahatsızlanır, iyi uyumazlar,  abdestleri serttir.  Büyümeleri  durur.

Çocuğun ikinci altı ayında vitamin eksikliği hastalıkları bil­hassa raşitizm baş gösterebilir. Bunun için sebze ve meyve su­yunu ihmal  etmemeli.

Süt çocuğunun en ciddi ve en sık görülen rahatsızlığı ishal­dir : Bu hastalık bilhassa sütün kolay bozulduğu yaz aylarında olur. Bunun için çocuğun abdestini kontrol etmelidir. Süt çocu­ğu, ilk iki üç gün yeşil siyah bir abdest yapar. Bu tabiîdir. Yal­nız çocuğu bezlerinde kırmızı kenarlı lekeler görülürse bu abdes-te kan bulunduğu delâlet ederki hemen hekime haber vermelidir. Çocuğun bezi saklanmalı ve doktora gösterilmelidir. Ana sütü emen çocukların abdesti altın sarısı renginde melhem yumuşaklı-ğındadır. Fena kokusu yoktur. Çocuk normal halde günde dört defa abdest yapar. Çocuğun barsağımn bozulduğu abdestinin ye­şil renk olmasından belli olur. Bilhassa biberonla beslenen çocuk­larda bu daha ehemmiyetlidir. Böyle çocuklarda ishale büyük is­tidat vardır. Böyle hallerde çocuğa altı saat çaydan başka birşey vermemeli ve çaya da şeker değil Sakkarin atmalıdır. Diğer öğün­leri sütsüz yalnız pirinç suyu vermeli, çocuk bundan istediği ka­dar  emmelidir.Bu tedbirle ishal durmazsa ve hele kusma baş gösterirse hekim çağırmalıdır. İshaller devam ederse çocuğun vücudunda bir zehirlenme var demektir ki fazla su kaybı dolayısiyle vücu­dun susuz kalmasına sebep olur. Bu gibi hallerde doktor çocuğa bol miktarda hafif çay verecek, kalbini takviye edecek, bağırsa­ğını teskin edecektir. Normal gıdaya geçinceye kadar çocuğa Eledon, plazmon, Larosan gibi sunî gıda maddelerinden birisini vermektir.

Ana sütü emen çocuklarda kabız nadir deÄŸildir : Bazan ço­cuk iki üç günde bir abdest yapar. Sun’î beslenen çocukta kabız sütün ihtiyaçtan fazla geldiÄŸini gösterir. O zaman sebze ve mey­ve  suyu vermeli,  malt  hülâsası  da verilebilir.

Süt çocuğunda kusma çok olur : Ya acele, yahut ihtiyacın­dan fazla emer veyahut da emmeden sonra çocuk iyi tutulmaz. Bazı çocuklarda asabî bir kusma meyli vardır. Bu yüzden çocuk zayıflıyorsa hekim çağırmalıdır. Bazan çocuğun midesi boşalmaz. Barsağa açılan yoldan spazm olur. Bu ciddî bir haldir. Ve cerra­hî bir tedaviyi icabettirebilir.

Süt çocuğu çevresindeki insanlardan bulaşık hastalıkları kap­maya çok müsaittir : Çocuğun nezlesini bile ciddiye almalıdır. Çünkü akciğerlere iner bronşit ve pnömoni yapabilir. Çocuk gribe ve tüberküloza karşı da çok istidatlıdır. Çocukta ekzemalar, sa­buna veya bazı gıda maddelerine karşı aşırı hassasiyetten ileri gelir. Çocuğun gıdasından bu zararlı maddeleri çıkarmalıdır. Ba­zı çocuklarda deri ve muhati gışalarda sık sık döküntüler olur. Bu gibi hallerde yemekten yağı kesmeli, hastalanan yerleri su ve sabunla temasa getirmemeli, yalnız zeytinyağı veya susam yağı ile silmeli.

Posted in Çocukların Sağlığı on Şubat 26th, 2007 by admin | | 0 Comments

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »
Latest entries
Search

Categories

  • Ailemiz (10)
  • Allerjiler (347)
  • Annelik (145)
  • Ağız ve DiÅŸ (91)
  • Çocukların SaÄŸlığı (524)
  • Üroloji SaÄŸlık (35)
  • Bütün Hastalıklar (685)
  • bebeklerin saÄŸlığı (218)
  • Cilt Problemleri (81)
  • Cinsellik ve SaÄŸlık (435)
  • Dahiliye Kısmı (114)
  • Erkekler (135)
  • Estetik Tedavisi (57)
  • Farklı Yöntemler (424)
  • Fizik Tedavileri (54)
  • Göz ve SaÄŸlık (205)
  • Göğüs Hastalıkları (29)
  • Güzellik Bölümü (758)
  • Hamilelik ve Gebelik (413)
  • ilk yardım bölümü (64)
  • Kadınlar (417)
  • Kalbimiz SaÄŸlık (177)
  • Kanser Bölümü (188)
  • Kulak Burun BoÄŸaz (100)
  • Medikal Bilgileri (818)
  • Medikal Duyuru (20)
  • Medikal Haber (39)
  • Medikal Sözlük (27)
  • Nöroloji Bilgisi (95)
  • Ortopedi Bilgisi (61)
  • Psikiyatri Bölümü (184)
  • Sancı (24)
  • SaÄŸlıklı Saçlar (65)
  • Spor Bölümü (99)
  • Zayıflama (488)
  • Zührevi Hastalıklar Bölümü (26)
  • Åžeker Hastalığı (184)

  • Archives

  • Aralık 2007
  • Kasım 2007
  • AÄŸustos 2007
  • Temmuz 2007
  • Haziran 2007
  • Mayıs 2007
  • Nisan 2007
  • Mart 2007
  • Åžubat 2007
  • Ocak 2007

  • Dost Siteler 2

  • Subscribe to RSS feed
    Page 10 of 132« BirinciSayfa...«6789101112131415»...SonSayfa »
    saglik
    eXTReMe Tracker
    Sağlıksal Sağlıkpenceresi diyet astroloji FizikTedavi intaniye RomatizmA doktor KanseR estetik Yemek Tarifi site ekle